Plastiksiz Temmuz: Doğal Kaynaklar ve Sektörel Sorumluluklar
Plastiksiz Temmuz, bireyleri, toplulukları ve işletmeleri tek kullanımlık plastikleri azaltma konusunda bilinçlendirmek ve harekete geçmeye teşvik etmek amacıyla düzenlenen küresel bir kampanya. İlk olarak 2011 yılında başlatılan bu hareket, çevresel sürdürülebilirlik ve plastik kirliliğiyle mücadele için önemli bir platform haline gelmiştir. Bu kampanya, İnsanları Temmuz ayında, çoğunlukla gündelik hayatlarında kullanmaya eğilimli oldukları tek kullanımlık plastik ürünleri reddetmeye teşvik ediyor. Bu sayede, plastik tüketiminin küresel boyutu ve atıklarının azaltılması konusundaki farkındalığı artırarak çevresel etkileri minimize etmeyi hedefliyor. 159 ülkeden 2 milyondan fazla kişi, tek kullanımlık plastiklerin çöpe, denize gitmesine engel olmak için harekete katılıyor. Alınan her üründe, doğada bırakılan etkiye bakarak sorumluluk almak gerektiği vurgulanıyor. Araştırmalar, geri dönüşüme gittiği düşünülen ürünlerin aslında sadece %9’unun geri dönüşüm için uygun olduğunu; bunların da %90’ının ise tesis imkanı olmadığı için çöpe gittiğini gösteriyor. Tüketim alışkanlıklarını değiştirmek ve gündelik eğilimleri dönüştürmek, küçük adımlar olmakla birlikte büyük etkiler barındırıyor.

Yedinci Kıta: Pasifik Okyanusunda Bir Ada
Peki geri dönüşmeyen plastikler nereye gidiyor? Söz konusu çöpler, okyanuslarda “Çöp Adaları” olarak da adlandırılan, büyük kara parçaları meydana getirecek bir boyut teşkil ediyor. Büyük Pasifik Okyanusu içerisinde yer alan bu bölgede, bir ada hatta bir kıta büyüklüğünde plastik çöp alanı bulunuyor. Bu sebeple de kendisi olarak biliniyor. Varlığı ilk olarak 1997 yılında, gemi kaptanı Charles Moore tarafından fark edilen alan, ekipten Curtis Ebbesmeyer tarafından “Büyük Pasifik Çöp Alanı” (The Great Pacific Garbage Patch) olarak isimlendiriliyor. Bugün “7. Kıta” olarak da bilinen ve her geçen gün büyüyen bir adaya dönüşüyor.
Yedinci Kıtaya, üzerinde yürünebilecek bir yoğunluğu olmadığı için teknik olarak ayak basılamıyor. Yoğunluğu daha ziyade çorbaya benzetiliyor. Rakımı bir metreyi bulmasa da derinliği okyanus tabanına kadar iniyor. Yüzey örtüsünü plastik ve -büyüklüğü 5 mm’nin altında kalan plastikleri kapsayan- mikroplastikler oluşturuyor. Kıtada sık sık balıkçı ağlarından oluşan tepeliklere rastlanıyor ve okyanusun derinlerine uzanan bu yapılar yüzeyin %45’ini tutuyor. Pet şişe kapakları ile poşetler kıtanın en üst katmanını oluştururken; onların altında balıkçı ağı katmanı ve bidonlar yer alıyor. Üçüncü katman sigara izmaritleri, dördüncü ise polyester tekstil ürünlerinden ve en alt katman pet şişelerden oluşuyor. Büyük Pasifik Çöp Alanı’nı meydana getiren malzemenin %80’i Asya ve Kuzey Amerika’dan; %20’si gemi ve petrol platformlarından atılanlardan geliyor. Okyanuslarda, dünyanın geri kalanının çöplerinin toplandığı çöp adalarının da olduğundan söz ediliyor.

Çöpe atılan plastikler küçük su birikintilerinden nehirlere, nehirlerden denizlere, denizlerden de okyanuslara doğru bir yolculuğa çıkıyor ve her yıl okyanusa 1.15 ile 2.41 milyon ton plastiğin karıştığı tahmin ediliyor. 2021 yılı verilerine göre, söz konusu alanın tahmini boyutunun 3,4 milyon kilometre kare olduğu ve bunun neredeyse Türkiye'nin yüzölçümünün beş katına eşdeğer olduğu söyleniyor. Yoğunluğu az olan plastik atıkların sürekli sürüklendiği, yer değiştirdiği ve arttığı düşünüldüğünde, alanın kapladığı hacmin oldukça değişken olduğunu belirtmek gerek. Fakat bugün çok daha fazla yer kapladığını öne sürmek mümkün.
İnsanlığın yarattığı bu kıtanın temizlenmesine yönelik, çözüm odaklı girişimler de mevcut. Hollanda, Amerika ve Avustralya kökenli Ocean Cleanup, 4Ocean, Seabin gibi kuruluşlar, okyanuslarda temizlik yapmak için teknolojik yaklaşımlar geliştirdi. Bu sayede hem okyanusun yüzeyinde mega çöpler hem de okyanus altında kalan mikro çöpler toplanabiliyor. Elbette bu atıkların bir kısmını temizlemek bile oldukça uzun süreçlere karşılık geldiği için, bu kıtaya ulaşacak atıklar çıkarmamak için çalışmak, yapılabilecek en çevreci katkı olarak vurgulanıyor. Plastiksiz Temmuz gibi küresel hareketlerin hedeflediği gündelik tüketim alışkanlıklarının dönüşümü, tek kullanımlık plastiklerin azaltımı, konuya ilişkin farkındalık artırımı, çevre dostu yaşam stili konuları, bu noktada karşılık buluyor. Bu hedefler doğrultusunda, bireyler ve işletmeler, plastik atıkları azaltmak için pratik adımlar atmaya teşvik ediliyor. Bu adımlar arasında yeniden kullanılabilir ürünlerin tercih edilmesi, plastik ambalajlardan kaçınılması ve sürdürülebilir malzemelerin kullanımı yer alıyor. Ancak, bu hedeflere ulaşmak için sadece bireysel çabaların yeterli olmadığını; büyük endüstrilerin de bu sürece aktif olarak katılması gerektiğini belirtmek gerekiyor.
İnşaat Sektöründe Plastik Kullanımı ve Çevresel Sorumluluklar
Ancak, plastik kirliliği sadece gündelik bireysel tüketimden kaynaklanmıyor; inşaat sektörü gibi büyük endüstriler de bu konuda önemli bir paya sahiptir. Mimari tasarım ve inşai süreçler, atık yönetimi, geri dönüştürülebilir malzeme kullanımı ve alternatif yaklaşımlar konusunda önemli bir potansiyel taşıyor. Sürdürülebilir kalkınmanın temelini oluşturan, enerji ve doğal kaynak korunumu, atıkların azaltılması gibi konuları kapsayan bu uygulamalar çağdaş mimarlığın da gündemini oluşturur.

Yapıların çevresel etkilerinin en düşük düzeyde olmasını sağlamak, çevresel ve yapısal sürdürülebilirlik için yapım üretim sürecinin bütün aşamalarının dikkate alınması gerekir. Bir yapının yaşam sürecinde oluşan çevresel etkilerin yaklaşık % 10’unun kullanılan yapı malzemelerinden kaynaklandığı göz önüne alındığında, yapı malzemesi seçiminin önemi ön plana çıkmaktadır. Plastik malzemeler, yalıtım, borular, kablolar ve kaplamalar gibi inşaat sektörünün birçok alanında yaygın olarak kullanılan ve birtakım avantajlar sunan bileşenlerdir. Bu malzemeler genellikle dayanıklı, hafif ve maliyet etkin oldukları için tercih edilir. Ancak, plastiklerin çevresel etkileri ve sürdürülebilirlik konusundaki endişeler, bu malzemelerin kullanımını yeniden değerlendirmeyi gerektirir. Geri dönüştürülebilir ve biyolojik olarak çözünebilir malzemelerin tercih edilmesi ile plastik bileşenlere sürdürülebilir alternatifler sunmak mümkündür. Söz gelimi, bitkisel kaynaklardan üretilen ve doğada daha hızlı çözünebilen biyoplastikler, plastik kullanımına karşın sürdürülebilir bir alternatif olarak sunulabilir.
İnşaat uygulamaları sonucunda ortaya çıkan bileşenler, yapısal atık olarak nitelendirir. Plastik de bu kapsamda yer alır. Ham maddesi kolay elde edilmediği ve üretiminde çok fazla enerji harcanması nedeniyle plastik atıkların değerlendirilmesi önemlidir. Geri kazanılmış yapı bileşenleri kullanıldıkları yapıya ekolojik değer katmanın yanında ekonomik yarar da sağlayarak çevresel ve yapısal sürdürülebilirliğe etki eder. Yapı sektöründe kullanılan plastiklerin diğer yapısal atıklardan ayrılarak, temizlenerek ve düzenlenerek geri dönüştürülmesi mümkündür. Geri dönüştürülmüş plastik atıklar, sertlikleri ve stabiliteleri nedeniyle agrega ve dolgu maddeleri olarak çimentolu kompozitlere dahil edilebilir, böylece doğadan elde edilen agrega oranı azaltılabilir. Asfaltta agrega olarak atık plastik kullanımının, kaplamanın kayma ve çatlama direncini iyileştirdiği yönünde çalışmalar bulunmaktadır.

Atık plastiklerin geri dönüştürülerek çeşitli amaçlarla kullanımı, yok edilme süreçleriyle karşılaştırıldığında daha çevresel bir yaklaşımdır. Araştırmalar, teoride, ham madde ya da işleme kalitesinde olumsuz etki oluşmaksızın PVC doğramanın geri kazanımının yedi kez tekrar edilebildiğini öne sürmektedir. Bu da daha az kaynak kullanımı ve daha düşük bir CO2 emisyon yükü anlamına gelir. Geri kazanılmış PVC’lerden kanalizasyon borusu, çit, geri kazanma konteynırları, yol plakaları, merdiven korkuluğu, marley, kiremit, trafik işaretleri, kar fırtınası deflektörü, piknik masaları ve banklar, pencere, çatı ve zemin kaplaması gibi malzemeler üretilmektedir. Almanya’da yılda 450.000 PVC pencere doğraması geri kazanılmaktadır. Bu sayede enerjinin korunumu yanında atmosfere salınan sera gazı miktarında da azalma sağlanmaktadır.
İnşaat projelerinde çevresel sürdürülebilirlik standartlarına ve sertifikasyon programlarına uyulmalıdır. LEED, BREEAM gibi sertifikasyon programları, çevresel etkileri minimize eden uygulamaları teşvik eder. Bu sertifikasyon programlarının belirlediği standartlara uygunluk, enerji tasarrufu sağlayan malzeme ve teknolojiler bünyesinde değerlendirme yapar. Dolayısıyla, plastik materyal kullanımını azaltmanın yanı sıra, enerji tüketimi minimize edilmiş olur. LEED ve BREEAM sertifikasyon sistemleri hakkında daha detaylı bilgi için, ilgili konularda hazırlanmış blog yazılarımıza göz atabilirsiniz.
Plastik kirliliği, doğal kaynaklar ve insan sağlığı üzerinde ciddi bir tehdit. Plastikler, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların işlenmesiyle üretilir ve bu süreçler büyük miktarda enerji ve su tüketir. Ayrıca, plastiklerin doğada çözünmesi yüzlerce yıl alır, bu da ekosistemlerde kalıcı kirliliğe yol açar. İnşaat sektörü, plastik tüketimi ve atık yönetimi açısından büyük bir etkiye sahip olduğundan, bu sektörde sürdürülebilir uygulamaların benimsenmesi kritik öneme sahiptir. Sürdürülebilir malzemelerin kullanımı, plastik atıkların yönetimi ve enerji verimliliği gibi uygulamalar, inşaat sektörünün çevresel sorumluluklarını yerine getirmesine yardımcı olabilir. Bu adımlar, doğal kaynakların korunmasına katkıda bulunarak, çevresel sürdürülebilirliği destekler ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmamıza olanak tanır.
Kaynaklar
- Banu T. (2019), Türkiye’nin İki Katı Olan Bu Dev Ada Hiçkimsenin ve Herkesin, https://sifiratik.gov.tr/kutuphane/haberler/turkiye-nin-iki-kati-olan-bu-dev-ada-hic-kimsenin-ve-herkesin
- Plastiksiz Temmuz Nedir?, https://www.plastiksiztemmuz.org/
- Cahide A.İ., Nilay C., Tülay T.K., (2017), İnşaat Sektöründe Geri Kazanılmış Malzeme Kullanımının Sürdürülebilirlik Açısından Önemi, II. Uluslararası Sürdürülebilir Yapılar Sempozyumu ISBS-2015, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/309730
- Burcu S., Cahide A., Nilay C., Tülay T.K. (2021), Enerji ve Ham Madde Korunumu Açısından Yapısal Atıkların Yeniden Kullanımına/Geri Dönüşümüne Yönelik Bir Değerlendirme, Mimarlık Bilimleri ve Uygulamaları Dergisi Araştırma Makalesi, https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1733702
- İnşaat Plastik Tüketimini Nasıl Azaltabilir, https://constructive-voices.com/tr/s3-e3-in%C5%9Faat-plastik-t%C3%BCketimini-nas%C4%B1l-azaltabilir-neal-maxwell/