7 min

Sürdürülebilirlik Bülteni

Sürdürülebilirlik bültenimizin mayıs sayısından herkese merhaba! Bu ayki bültenimizin girişinde, son dönemde iyice popüler olmuş bir konuya değineceğiz. Yapay zeka araçlarının yarattığı harika işleri muhtemelen görmüşsünüzdür. Peki, o halde minik bir oyun oynayalım…

Kavramları yazıdan görsele dönüştüren bir yapay zeka olduğunuzu düşünün… Sizden sadece “mutluluk” kavramını görselleştirmenizi istesek nasıl bir görsel atmosfer yaratırdınız?

Nazım Hikmet’in Abidin Dino’ya sorduğu soru gibi tabii ki bu sorunun da tek bir yanıtı olmayacaktır. Ancak pek çoğumuz için ilk akla gelenin sımsıcak bir güneşle birlikte huzur dolu bir bahar atmosferi olabileceğini tahmin edebiliriz. O halde, mutluluğun mevsimi geldi dememizde hiçbir sakınca yok!

Bahar aylarının iyiden iyiye kendini hissettirdiği bu dönemde gelin, sürdürülebilirlik gündeminde neler oluyor, birlikte bakalım…
1.5 Derece: IPCC’nin (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) 2018 yılında yayımladığı rapora göre gezegenimizin iklim değişikliğinin sonuçlarından etkilenmesini minimumda tutmak için hedeflememiz gereken azami ortalama sıcaklık artışı sınırı.

IPCC raporlarına göre gezegenimizin mevcut ortalama sıcaklığı, halihazırda Sanayi Devrimi öncesi dönemlerin 1 santigrat derece üzerinde seyrediyor. Yapılan araştırmalar ve gelecekle ilgili projeksiyonlara göre ise bu sıcaklık artışını yakın gelecekte tamamen durdurmamız ya da geriye döndürmemiz olası değil. Buna bağlı olarak bilim insanları, 2018 yılında 1.5 derecelik ortalama sıcaklık artışını kritik eşik olarak belirlemiş durumdaydı.

Tüm bunların yanında son yıllarda yayımlanan raporlar ise 1.5 santigrat derecenin de ne yazık ki gerçekçi bir hedef olmaktan giderek uzaklaştığını ortaya koyuyor. Mevcut tüketim alışkanlıklarımızı ve karbon salımına neden olan davranışlarımızı değiştirmediğimiz sürece kritik eşik olarak nitelenen sınırı aşmamız işten bile değil.

Weber Çevresel Ürün Beyanına Sahip Ürün Sayısını Artırdı!

Çevresel ürün beyanı belgesi; ürünlerin yaşam döngüleri boyunca ortaya çıkan çevresel etkilerin, şeffaf ve karşılaştırılabilir bir biçimde iletişimini sağlayan bir belgedir.

Weber’in tüm seramik yapıştırıcıları ve zemin grubundaki üç ürünün ardından 23 tane daha ürünü bu sertifika ile belgelendi.

Norsk Hydro we Saint-Gobain Glass, Düşük Karbonlu Bina Cephelerinde İşbirliği Yapacak

Norveçli alüminyum üreticisi Norsk Hydro ASA'nın yan kuruluşu Hydro Building Systems ve Saint-Gobain Glass, bina cephelerinin karbon ayak izini yarı yarıya azaltmak için işbirliği yapma konusunda anlaşmaya vardı. Bu anlaşma ile iki firma düşük karbonlu cepheler için portföylerindeki düşük karbonlu çözümlerini bir araya getirecekler.

Belçika’da Bisiklet Ödeneği

Karbon salımlarının düşmesi ve bütünüyle sürdürülebilir yaşama geçiş yapabilmemiz için temiz ulaşım yöntemleri çok değerli. Bu doğrultuda Avrupa ve dünyanın pek çok noktasında bisikletle ulaşım, hükümetler tarafından teşvik ediliyor. Son olarak Belçika Hükümeti, daha önce yalnızca belirli sektörlerde çalışanlara sağlanan “Bisiklet Ödeneği” uygulamasını tüm çalışanları kapsayacak şekilde düzenledi. Yasaya göre işe bisikletle gidenler, kilometre başına 0,27 euro ek ödeme alacak.

Almanya’dan Yeşil İklim Fonu’na 2 Milyar Euro’luk Destek

Önceki bültenlerimizde İklim Adaleti kavramından sıkça bahsetmiştik… İklim değişikliğiyle mücadele konusunda özellikle dünyanın en zengin ülkelerinin alacağı aksiyonlar son derece önemli. Almanya Hükümeti, geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler’in Yeşil İklim Fonu’na 2.2 milyar euro tutarında bir bağış yapacağının müjdesini verdi.

Yeşil İklim Fonu, temelde gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğinin etkileriyle mücadelesine destek olmak için çalışmalar sürdürüyor. 2010 yılında hayata geçen fon, bugüne kadar 12 milyar dolarlık bir harcama yapmıştı.

Güneş Tarlasının Gönüllü İşçileri: Koyunlar

İklim değişikliğiyle mücadele konusunda küçük ve yeşil inovasyonların yarattığı umut duygusu paha biçilemez… Bu anlamda ilgi çekici bir örnek ise son olarak Kosova’dan geldi.

Ülkede faaliyet gösteren bir güneş tarlası (güneş enerjisi üreten işletme), panellerinin yer aldığı arsadaki otların düzensizliğinden zarar görüyordu. Ancak işletme, bu otları temizlemek için enerji tüketen makineler yerine bu iş için seve seve gönüllü olacak koyunları kullanma kararı aldı. Tarla çevresinde otlayan koyunlar, panellerin çevresine tam da istenilen şekilde bir peyzaj düzenlemesi sağladı.

“Hayalet ağ” terimini daha önce duymuş muydunuz? Ne yazık ki batıl bir inançtan ya da masalsı bir karakterden söz etmiyoruz. Artık kullanılmayan, çeşitli nedenlerle denize bırakılmış balık ağlarına “hayalet ağ” adı veriliyor. Bu ağların çevresel etkileri ise tahmin edilenden çok daha fazla…

• Araştırmalara göre tüm deniz ve okyanuslara yalnızca bir yılda bırakılan hayalet ağların uzunluğu, dünyanın çevresini 18 kez dönebilecek seviyede.
• Hayalet ağlar, yalnızca atık oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda çeşitli deniz canlılarının ölümüne de sebep oluyor.
• Hayalet ağların daha çok okyanuslarda biriktiği biliniyor. Ancak özellikle Akdeniz ve Marmara Denizi’nde de çokça hayalet ağa rastlamak mümkün.
• Hayalet ağlar sonucunda deniz canlılarının ölmesi, “Hayalet Avcılık” olarak adlandırılıyor. Araştırmalara göre her yıl balık avcılığının çok önemli bir kısmını hayalet avcılık oluşturuyor. Yani bir diğer deyişle milyonlarca balık, gıda olarak tüketme amacı güdülmeden, yalnızca ihmalden dolayı hayatını kaybediyor. • WWF’in hayalet ağları temizlemeyi amaçlayan gemisi Blue Panda, 2021 yılında Akdeniz’de çalışmalar gerçekleştirmişti.

Sürdürülebilirlik bültenlerimizin önceki sayılarında su tasarrufu, doğal gaz tasarrufu gibi çok önemli konulara değinmiştik. Gelin, bugün de iklim değişikliğinin en önemli nedenlerinden biri olan fosil yakıtların kullanımının temel motivasyonu, enerji tüketimine odaklanalım. Evlerimizde elektrik tasarrufu için neler yapabiliriz, birlikte bakalım…

• Tasarruflu Ampuller: Elektrik tasarrufu konusunda herkesin aklına gelen ilk yöntemi ilk sıraya yazalım. Tasarruflu LED ampullerin kullanımı, standart ampullere göre %80 oranında enerji tasarrufu sağlar.
• Eşyaları Prizde Bırakmayın: Yine neredeyse hepimizin bildiği ancak uygulamaya çoğunlukla üşendiği bir öneri var sırada: Elektronik eşyaları kullanmıyorken prizden çıkarmak! Televizyon, bilgisayar ya da mutfak aletleri gibi pek çok eşya, kullanılmıyorken de stand by modunda elektrik tüketir.
• Ev İşlerini Biriktirin: Her gün temizlik yapıp çamaşır yıkamak, ne yazık ki elektrik ve su tüketimi için son derece zararlı. Çamaşır makinenizi yalnızca tam dolduğunda çalıştırarak, ütülerinizi birkaç gün biriktirdikten sonra yaparak evdeki elektrik tüketiminizi azaltabilirsiniz.
• Tasarruflu Beyaz Eşyalar: Standart beyaz eşyalara göre çoğunlukla daha yüksek fiyatlarla sunulsalar da enerji tasarruflu beyaz eşyalar, uzun vadede hem sizin hem de gezegenimizin çok daha karlı çıkmasını sağlayabilir. A++ enerji sınıfındaki bir buzdolabı, günde ortalama 0,5 kw elektrik tüketirken, B enerji sınıfındaki bir buzdolabı 1,7 kw elektrik tüketir.
• Küçük Ev Aletlerine Dikkat: Elektrik tüketimi konusunda küçük ev aletleri çoğu zaman gözden kaçar. Örneğin su ısıtıcıları, tost makineleri ya da kahve makineleri, çok az enerji tüketiyor gibi düşünülür. Ancak ne yazık ki durum öyle değil. Su ısıtıcınızı kullanırken yalnızca ihtiyacınız kadar su doldurmaya, tost makineniz yeterli sıcaklığa ulaştığında prizden çıkarmaya, kahve makinenizi ise tekrar tekrar çalıştırmamak için ısı koruyan modellerden yana seçmeye özen gösterebilirsiniz.

Sizce, yaşadığınız bina sürdürülebilir mi? Ya da bir bina, nasıl sürdürülebilir olur? Sürdürülebilir mimari, işte tam da bu sorunun cevabını veren uygulamalar bütününü tanımlıyor. Geleceğin en önemli şehircilik yaklaşımı olması beklenen doğa dostu binalar nasıl tasarlanır, birlikte inceleyelim…

Sürdürülemez Mimari

• Uzun ömürlü kullanım sunmayan, kalitesiz malzemeler kullanılarak inşa edilen binaları sürdürülebilir veya doğa dostu olarak nitelendirmek mümkün değil.
• Yer aldığı bölgenin iklim koşullarına uyumsuz, gün ışığı kullanımına yeteri kadar izin vermeyen yapılar da mimaride sürdürülebilirlik yaklaşımıyla çelişiyor.
• Özellikle eski binalarda sıkça gördüğümüz yalıtım eksikliği, enerji tüketiminde artışa neden olduğu için sürdürülebilir mimari içinde değerlendirilemiyor.
• Sürdürülebilir mimari yaklaşımında, çevresel sürdürülebilirliğin yanında sosyal ve ekonomik kaygılar da gözetiliyor. Dolayısıyla bölgenin ekonomik ve sosyal yapısıyla uyumsuz mimari tercihler, sürdürülebilir sonuçlar doğurmaktan çok uzak.

Sürdürülebilir Mimari

• Sürdürülebilir mimari uygulamalarında en önemli kriter; ısı, enerji, su gibi kaynakların tüketiminde maksimum verim sağlamak. Dolayısıyla su verimliliğini gözeten uygulamalar veya ısı yalıtımı sağlayan kaplamalar, önemli sürdürülebilir mimari örnekleri arasında…
• Maksimum doğal ışık kullanımının gözetildiği mimari tasarımlar da dolaylı yoldan enerji tasarrufuna imkan sağladığı için çok değerli.
• Sürdürülebilir mimaride, inşaat malzemelerinin seçimi de önem taşıyor. Geri dönüştürülebilir yapı malzemelerinin yanında, binanın inşa edileceği bölgenin yakınlarından elde edilebilecek kaynaklara yönelmek gerekiyor. Bu sayede lojistik kaynaklı karbon salımlarının önüne geçilebiliyor.
• Uzun ömürlülük, sürdürülebilirlikle ilgili her şeyde olduğu gibi mimari konusunda da çok önemli. Çevresel etkilere dayanıklı ve uzun yıllar kullanım imkanı tanıyan binalar, sürdürülebilir mimarinin en çok odaklandığı konular arasında.
• Çatı bahçeciliğine imkan tanıyan tasarımlar ya da güneş panelleri vasıtasıyla temiz enerji üretimi yapan binalar da mimaride sürdürülebilirlik uygulamaları arasında yer alıyor.