4 min

Sürdürülebilirlik Bülteni

Baharın taze başlangıcı sadece doğada değil, zihinlerimizde de yeşeriyor. Daha sürdürülebilir dünya için neler yapabiliriz gelin birlikte bakalım…

Solar Punk, sadece bir estetik ya da bilim kurgu alt türü değil; sürdürülebilirliğin, doğa ve toplumun birlikteliğiyle, umutla yeniden hayal edildiği bir gelecek dili. "Solar", yenilenebilir bir enerji kaynağı olarak güneş enerjisini konu alıp ve iklim değişiklinin sonun felaket olacağına dair görüşü reddederek iyimser bir gelecek vizyonunu temsil ederken, "punk" böyle bir gelecek yaratmaya yönelik coşkuyu ifade eder. Güneş enerjisiyle çalışan şehirleri, ekolojik dengeyle inşa edilmiş yapıları ve teknolojiyle barışık, doğayla iç içe bir toplumsal yapıyı düşleyen bu akım; 
genç jenerasyonun hayal gücünden beslenen bir aktivizm biçimi aslında. Ve bu kelimeyle birlikte, “gelecek kaygısı”nın yerini “gelecek tasarımı” alıyor. 

Solar Punk, aynı zamanda kent planlaması, mimari ve topluluk yaşamı için de alternatif yollar öneriyor. Doğa dostu malzemelerle inşa edilmiş modüler yapılar, dikey tarım sistemleriyle entegre mahalleler ve paylaşım temelli ekonomiler, bu akımın somut çıktıları arasında yer alıyor. Geleceği sadece öngörmek değil, onu kolektif şekilde inşa etmek isteyen herkes için Solar Punk, bir çağrı niteliğinde.

Profesyonel Eşitlik 

SaintGobain’de eşitliğin yarının dünyasını şekillendiren bir güç olduğuna inanıyoruz. 
Hafif ve sürdürülebilir inşaat alanında
dünya lideri olarak, dünyayı yeteneğin 
cinsiyetle sınırlanmadığı daha iyi, daha sürdürülebilir bir yer haline getirmeye kararlıyız. 

Kapsayıcılığın ve çeşitliliğin büyük birer itici güç olduğuna inanıyoruz. Daha kapsayıcı bir gelecek inşa etmek için, profesyonel eşitliğin şart olduğunu düşünüyoruz ve somut adımlar atıyoruz.

• 2025 sonuna kadar
kadın yöneticilerin oranı %30
• 2025 sonuna kadar 
kadın uzmanlarımızın oranı %25 
• 2025'te yönetici işe alımlarının 
%40’ının kadın olmasını hedefliyoruz. 

Kenya'da Gençler 
İçin Güneş Enerjisi Kooperatifleri 

Kenya'nın kırsal bölgelerinde, gençlerin öncülüğünde kurulan güneş enerjisi kooperatifleri, temiz enerji sağlarken istihdam olanakları da yaratıyor. Efficiency for Access ve Dalberg'in ortaklaşa başlattığı pilot program, gençlere güneş enerjisiyle çalışan sulama sistemleri (SPIS) sektöründe gerekli becerileri kazandırmayı hedefliyor. Bu girişim, 2027 yılına kadar yaklaşık 7.000 ila 10.000 doğrudan iş imkânı yaratmayı öngörüyor. Ayrıca, Solibrium gibi yerel girişimler, modüler güneş enerjisi kitleri sunarak kırsal toplulukların enerji ihtiyaçlarını karşılıyor ve enerji yoksulluğunu azaltıyor.

Bu model, sadece enerji üretimiyle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda gençlerin karar alma süreçlerine katılmasını, liderlik kapasitelerinin gelişmesini ve yerel kalkınmada aktif rol almalarını sağlıyor. Kenya’daki bu deneyim, Afrika genelinde uygulanabilecek bir sürdürülebilirlik senaryosu sunarken, gençlerin iklim çözümünün merkezinde olabileceğini de güçlü bir şekilde kanıtlıyor.

Evet, e-postalar da karbon salıyor. Dijital temizlik yapmak, eski e-postaları silmek, kullanılmayan uygulamaları kaldırmak ve video kalitesini düşürmek gibi küçük adımlar; çevrim içi dünyadaki ayak izini küçültüyor.

Dijital minimalizm sadece cihazlarını değil, dikkatini de sadeleştirir. Bildirimleri azaltmak, ekran süresini sınırlamak ve dijital molalar vermek; hem zihinsel sürdürülebilirliği destekler hem de daha bilinçli bir tüketim alışkanlığı oluşturur. Böylece hem karbon ayak izin azalır hem de dijital hayatın sana değil, sen ona yön vermeye başlarsın.

Dünyanın dört bir yanındaki tarihi yapılar, değişen hava koşulları nedeniyle erozyon, nem ve yapısal bozulmalarla karşı karşıya. İklim sadece doğayı değil, geçmişimizi de yeniden yazıyor.

Son araştırmalar, Türkiye ve Yunanistan kıyılarındaki yaklaşık 150 tarihi alanın, deniz seviyesindeki yükselme nedeniyle sular altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Özellikle Muğla'daki Knidos ve Kaunos antik kentleri ile İzmir'deki Elaia Antik Liman Kenti, en iyimser senaryolarda bile yüzyıl sonuna kadar kısmen veya tamamen sular altında kalabilir.

UNESCO ve ICOMOS gibi kurumlar, iklim risk analizlerini kültürel miras politikalarına entegre etmeye başladı. Ancak yerel halkların bilgi birikimi ve kültürel pratikleri de bu koruma stratejilerine dâhil edilmediği sürece, miras alanlarının sadece fiziksel değil, anlam düzeyinde de kayba uğrama riski artıyor. Geçmişle kurduğumuz bağları korumak, gelecekte kim olduğumuzu hatırlayabilmek için kritik önem taşıyor. 
 

Zihin de bir ekosistemdir. Haftalık rutinlerinin sonunda, seni besleyen düşünceleri, enerjini düşüren alışkanlıkları ve dönüştürmek istediğin davranışları yazabilirsin.

Sürdürülebilir mutluluk; işlevini yitirmiş düşünceleri fark etmek, onlara yeni bir form vermek ve daha iyisini inşa etmekle başlar.