Sürdürülebilirlik Bülteni
![]() |
|||
![]() |
![]() |
||
![]() |
Geleceğimiz için bir alternatiften ziyade adeta bir zorunluluk haline gelen sürdürülebilir yaşam pratiklerini sizlerle paylaştığımız bültenimizin üçüncü sayısı karşınızda! Bu ay da sürdürülebilirlik yaklaşımlarını yakından inceleyecek, ortak geleceğimiz için önem taşıyan konuların üzerinden geçeceğiz. Gelin, dünyada sürdürülebilirlik adına neler yapılıyor, biz hayatımıza bu anlamda neler katabiliriz, birlikte bakalım… | ![]() |
|
![]() |
|||
![]() |
Sıfır Atık: Atıkların azaltılması veya geri dönüştürülmesiyle çevreye verilen zararı minimuma indirme politikası. Adı ‘Sıfır Atık’ ancak sıfıra ulaşmak bir zorunluluk değil. İdeal hedef bu olmalı ancak modern yaşam pratikleri içerisinde bu hedefe ulaşmak çok gerçekçi olmayabiliyor. Bir önceki güne göre bir eksik atık ortaya çıkarıyor olmamız bile geleceğimiz için önemli bir adım olarak kabul edilebilir. Sıfır Atık yaklaşımı, pek çok kesim tarafından son yıllarda uygulanmaya çalışılan bir pratik. Özellikle mutfaklardaki sıfır atık uygulamaları, yalnızca gezegenimiz için zararlı olan plastik vb. atıkların ortaya çıkmasını engellemekle kalmıyor aynı zamanda gıda israfını da büyük oranda önlüyor. Ancak ‘Sıfır Atık’ yaklaşımını yalnızca mutfak özelinde değil yaşamımızın istisnasız her alanında uygulamaya koymamız gerekiyor. |
![]() |
|
![]() |
|||
![]() |
Geçtiğimiz ayki bültenimizde, sizlere 2050 yılında ulaşmayı amaçladığımız karbon nötr hedefimizden bahsetmiş ve bu sayımızda karbon sıfır olma yolundaki ilk durağımız olan 2030 hedeflerimizi detaylandıracağımızı aktarmıştık. Saint Gobain olarak 2030 yılına kadar; operasyonlarımızdan kaynaklı karbon emisyonlarını (2017 baz yılına göre) % 33 oranında, tedarik zinciri kaynaklı karbon emisyonlarını ise %16 oranında azaltmayı hedefliyoruz. Üretimde kullanılan suyun %50 azaltılması, döngüsel ekonomi açısından geri dönüştürülemeyen atık miktarının %80 oranında azaltılması, ikincil ham madde kullanım oranının %30 oranında artırılması ve ürün ambalajlarımızın %100 geri dönüştürülebilir olmasına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Bunlara ek olarak; tüm ürünlerimizin yaşam döngüsü boyunca çevresel etkilerinin analiz edilmesini hedefliyor ve hem çevresel hem de insan sağlığı açısından olumsuz etkilerinin azaltılmasını önceliklerimiz arasında bulunduruyoruz. | ![]() |
|
![]() |
Avrupa’nin İlk Hollanda’nın Eindhoven şehrinde, tamamen 3 boyutlu yazıcı kullanılarak inşa edilen evin ilk kiracıları belli oldu! Saint-Gobain Weber’in yaptığı ev, yasal olarak yaşanabilir ve ticari olarak kiralanan ilk 3D evi olma özelliği taşıyor. 3D yazıcı kullanılarak inşa edilen yapılar, daha az malzeme ile çok daha kısa bir sürede tamamlanıyor. Bu özellikleriyle 3D evler, enerji ve malzeme kullanımı konusunda çok daha sürdürülebilir. Ayrıca 3 boyutlu yazıcılarla inşa edilen evler, esnek tasarım imkanları tanımaları sayesinde ihtiyaçlara ve tercihe uygun bir yapıya kolayca bürünebiliyor. |
![]() |
|
![]() |
COP27 Başladı! İklim değişikliğiyle mücadele konusunda küresel çaptaki en önemli etkinlik olan COP27 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) geçtiğimiz günlerde başladı. Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde, 6 Kasım - 18 Kasım tarihleri arasında gerçekleşen konferansa; dünya liderleri, iklim aktivistleri, çevre koruma kuruluşları ve bilim insanları katılıyor. |
![]() |
|
![]() |
|||
![]() |
Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde, 6 Kasım - 18 Kasım tarihleri arasında gerçekleşen konferansa; dünya liderleri, iklim aktivistleri, çevre koruma kuruluşları ve bilim insanları katılıyor. |
![]() |
|
![]() |
Çin, Dünyanın En Büyük Rüzgar Türbini Santralini İnşa Ediyor! Fosil yakıt kullanımları ve karbon salımları konusunda dünya sıralamalarındaki zirveyi kimseye bırakmayan Çin’den, geleceğe dair umut veren bir haber geldi. Ülke, Tayvan Boğazı açıklarına dünyanın en büyük rüzgar türbini santralini inşa etmek için çalışmalara başladı. Yaklaşık 10 kilometre uzunluğunda olması beklenen santral, tamamlandığında yılda 43.3 GW elektrik üretebilecek. Bu rakam, Norveç’in yıllık tüm enerji ihtiyacına eşit. |
![]() |
|
![]() |
|||
![]() |
Oslo, Sıfır Emisyon Toplu Taşımaya Sahip İlk Şehir Oluyor! FNet Sıfır Hedefi’ne ulaşmaya en yakın ülke olarak bilinen Norveç, bu konuda çok önemli bir adım daha attı. Başkent Oslo’daki toplu taşıma sistemlerini hızla yenileyen Norveç Hükümeti, fosil yakıt tüketen tüm toplu taşıma araçlarını kullanımdan kaldırarak yerine 450 adet elektrikle çalışan otobüs hizmete sokmayı planlıyor. Oslo, proje başarılı olursa 2023 sonu itibarıyla toplu taşımada tamamen sıfır karbona ulaşan ilk şehir olacak. |
![]() |
|
![]() |
|||
![]() |
Ekosistemimizin büyüleyici işleyişinde hiç kuşkusuz tüm canlıların önemli bir yeri var. Ancak bu canlılar arasında bazıları, diğerlerine göre çok daha kilit rol oynuyor. Arılar, gezegenimizin başrol oyuncuları arasında en üst sıralarda… Tabii ki sabah kahvaltılarında doğal bir balı tüketirken bu lezzetli, sağlıklı ve besleyici besini arılara borçlu olduğumuzun farkındayız. Peki, ya sofrada bulunan diğer besinleri? Domates, zeytin, salatalık ve aklınıza gelebilecek tüm sebzeleri… Arılar, bilimsel olarak polinasyon ya da tozlaşma adı verilen bir sürecin en önemli aktörleri konumunda. Öyle ki araştırmalara göre dünyadaki tüm tozlaşma işlemlerinin %80’i arılar tarafından gerçekleştiriliyor. Bu süreç, birbirinden çok uzak mesafelerde yer alan çiçeklerin üremesini ya da bir diğer deyişle döllenmesini sağlıyor. Tahmin edileceği üzere bu üreme faaliyetleri ise sahip olduğumuz çiçeklerin ya da bir diğer deyişle meyvelerin ve sebzelerin ortaya çıkması için olmazsa olmaz. Tozlaşma işleminin temelde üç aşaması var. Polinasyonu gerçekleştiren böcek (polinatör) herhangi bir çiçeğe konup bu çiçeğin erkek üreme organlarıyla etkileşime giriyor. Bu sırada böceğin bacaklarına yapışan polenler, yolculuğa hazır hale geliyor. Polinatör böcek, başka bir çiçeğe konduğunda ise polenler bu kez çiçeğin dişi organlarıyla etkileşime giriyor bu sayede dölleme işlemi gerçekleşmiş oluyor. |
![]() |
|
![]() |
Gıda İsrafını Minimuma İndirme Rehberi Birleşmiş Milletlerin 2021 Gıda İsrafı Raporu’na göre dünyada her yıl 931 milyon ton gıdanın çöpe gittiğini biliyor muydunuz? Üstelik bu israfın tam %61’i evlerde gerçekleşiyor. Gıda israfı, pek çok bilim insanına göre küresel çaptaki en büyük sorunlarımızdan biri. Bu problemle mücadele konusunda devletler ve kurumlar bazında önlemler alınıyor olsa da bireysel olarak da yapabileceklerimiz pek çok şeyi değiştirebilir. |
![]() |
|
![]() |
Peki, evlerimizdeki gıda israfını nasıl minimuma indirebiliriz? • Sıfır Atık yaklaşımını mutfaklarımızdaki temel felsefemiz haline getirmemiz gerekiyor. Satın aldığımız gıdalardan artanları çöpe atarken defalarca kez düşünmeliyiz. Uzun yıllardan beri çöp olarak nitelendirdiğimiz besinler, aslında yepyeni bir yemeğin malzemesi olabilir. • Marketlere giderken alışveriş listesi yapmak, altın kural! İhtiyaç dışı ve gereksiz satın alımları önlemek için alışveriş listeniz olmadan markete gitmemeye çalışın. • Buzdolabı düzeniniz yeterince verimli mi? Eğer sık sık buzdolabınızda tarihi geçmiş gıdalar veya çürümüş sebzelerle karşılaşıyorsanız buzdolabı yerleştirme düzeninizi gözden geçirmeyi düşünebilirsiniz. Bunun için uygulayabileceğiniz en temel kural ise şu: İlk giren, ilk çıkar! • Meyve veya sebzeleri buzdolabına yerleştirmeden önce topluca yıkamak pratik gibi görünüyor olabilir. Ancak nemli bir şekilde saklanan besinler, çok daha çabuk bozulur. Bu nedenle sebzeleri ve meyveleri tüketmeden hemen önce yıkamaya özen gösterin. • Her gıdanın kendine has bir biyolojik yapısı olduğunu unutmamak gerekli. Örneğin sebzeler bozulmaya başladıklarında çevrelerindeki diğer sebzeleri de hızlıca çürütmeye başlar. Gıda saklama tüyoları ile ilgili bilgileri öğrenerek satın aldığınız ürünlerin ömrünü uzatabilirsiniz. |
||
![]() |
|||
![]() |
Hangi Enerji Türü Gezegenimizle Dost? Bir saniyeliğine 13.500 bardak suyu bir arada düşünün… İşte bu bardaklarda yer alan su miktarı, satın aldığınız yalnızca 1 tişört için tüketilen su miktarına denk geliyor. |
![]() |
|
![]() |
Sürdürülemez Moda • Belki de özellikle bahsetmeye dahi gerek yok ancak hayvan derisi veya kürkü kullanılarak üretilen tekstil ürünleri, sürdürülebilir moda yaklaşımını asla yansıtmıyor. • Hızlı moda (Fast Fashion) adı verilen yaklaşım, tekstil sektörünün çevresel etki bazında bu denli büyük bir yer tutmasının en önemli sebebi. Çevresel duyarlılıkları gözetmeden yalnızca kar odaklı üretim yapan markalar, sürdürülebilir modanın yakınından dahi geçemiyor. • Polyester, likra veya elastan gibi kumaşların üretiminde çevreye son derece zararlı kimyasal maddeler kullanılıyor. Satın aldığımız ürünlerin çevre dostu olmasını istiyorsak bu tip materyallerden uzak durmamız gerekiyor. • Sürdürülebilir moda yaklaşımlarında karşılaşılan en büyük sorunlardan bir tanesi de Greenwashing adı verilen uygulamalar. Mevcut işleyişleriyle çevreye büyük zararlar veren pek çok marka, bazı yanıltıcı iletişim kampanyaları ile “çevresel duyarlılık sahibi” rolüne bürünebiliyor. Sürdürülebilir modayı takip etmek için Greenwashing uygulamalarına karşı farkındalık geliştirmek de son derece önemli. Sürdürülebilir Moda • Sürdürülebilirlik yaklaşımını benimsemiş yerel ve butik işletmeler, tekstil alışverişlerinde ilk durağımız olmalı. Özellikle son dönemde ülkemizde de sayısı hızla artan sürdürülebilir moda girişimleri, tekstil sektörünün geleceği adına fazlasıyla umut vadediyor. • Tekstil alışverişlerini sürdürülebilir hale getirmenin en basit yolu tabii ki tüketimi azaltmak. Bunun için de halihazırda sahip olduğumuz ürünlerin ömrünü uzatmaya odaklanmalıyız. Gardırobunuzdaki kıyafetlerin bakımlarını sağlıklı bir şekilde yapmanız, sadece cebinize değil gezegenimize de fayda sağlayacaktır. • İkinci el kıyafet kullanımı da sürdürülebilir modanın çok önemli bir parçası. Ülkemizde de yaygınlaşan ikinci el kıyafet dükkanlarından yapacağınız alışverişlerle yeni tekstil ürünlerinin üretilmesinin önüne geçebilir on binlerce tonluk suyun kullanımını engelleyebilirsiniz. • Son olarak tekstil alışverişlerimizde ürünlerin kumaş seçimlerine de dikkat etmemiz gerekli. Organik pamuk, organik keten ya da liyosel/tencel gibi sürdürülebilir kumaşları tercih ettiğimizde yeni satın aldığımız ürünlerin dahi çevresel etkisini minimuma indirebiliriz. |
![]() |
|
![]() |
![]() |
![]() |
|




































