7 min

Sürdürülebilirlik Bülteni

Mayıs ayının sürdürülebilirlik bülteninden herkese merhaba!

Yaz mevsimine doğru emin adımlarla ilerlerken mutluluk veren bahar havası bütün şehirlerimizi sardı… Beklenenin aksine bu yıl kış mevsimini görece sakin atlattık. İklim değişikliğiyle birlikte aşırı hava olaylarındaki sıklığın artması öngörülüyorken geride bıraktığımız ayları bir kazanım olarak değerlendiriyoruz. Umuyoruz, yaz mevsiminde de geçtiğimiz senelerde olduğu gibi aşırı sıcak hava dalgaları pek fazla gezegenimize uğramaz…

Bu ay da sizler için dünyadan sürdürülebilirlik gündemini derledik ve farklı alanlardan sürdürülebilir yaşama dair önerilerimizi bir araya getirdik. Lafı daha fazla uzatmadan bültenimize geçelim…
Ekolojik Restorasyon: İnsan aktiviteleri nedeniyle tahrip olan doğal alanların, yine insan faaliyetleriyle onarılması, tekrar işlevsel hale gelmesi.

Doğal restorasyon ya da ekolojik restorasyon adı verilen bu uygulama, aslında doğanın onarıcı gücünden aldığımız ilhamla hatalarımızı telafi etmenin bir yöntemi… Üstelik bu uygulamalarda sanılanın aksine sadece halen vahşi yaşamın hüküm sürdüğü devasa ormanlar, doğal alanlar onarılmıyor. Ekolojik restorasyon çalışmaları, şehir içerisinde çok daha mikro alanlarda da gerçekleştirilebiliyor.

Ekolojik restorasyon yöntemleri arasında öne çıkanlar ise şöyle:
• Habitat Restorasyonu
• Bitki Düzenlemesi
• Yabani Hayvanların Korunması
• Toprak/Arazi Düzenlemesi
• Su İdaresi

Saint-Gobain Türkiye Sürdürülebilirlik Odaklı Faaliyetlerine Devam Ediyor!

Sürdürülebilir ve hafif inşaat çözümlerinde dünya lideri olan Saint-Gobain, sürekli inovasyon süreci, gelişen bütünleşmiş çözümleri ile kamu ve özel binaların renovasyonu, hafif inşaat ve inşaat sanayinin de karbon izasyonunu ele alarak Türkiye’deki faaliyetlerinde de çevresel ve toplumsal sorumluluklarını kararlılıkla sürdürüyor. Saint-Gobain Türkiye Pazarlama Direktörü Asli Celik'in sürdürülebilir ve hafif inşaat çözümlerimizden bahsettiği basın bülteni için tıklayın!

Küresel Sürdürülebilir Mimarlık Ödülü ve Kazananları!

Saint-Gobain, özellikle yenilikçi ve sürdürülebilir yaklaşımlara kendini adamış beş mimarı ödüllendiren Küresel Sürdürülebilir Mimarlık Yarışmasının ilk kez resmi ortağı oldu.

Doğa, Şarkıcı Oldu!

Başlıkta bahsettiğimiz doğa, bir insan ismi değil… Aslında zaten en güzel müziklerin bestecisi, yorumcusu olan “Doğa”, artık lisanslı bir şarkıcı. Üstelik, Spotify gibi pek çok önde gelen müzik platformunda bir sayfası da var.

Okyanus sesleri, ormanlardan elde edilen ortam kayıtları gibi pek çok “eser”, Spotify ve Apple Music gibi platformlarda “Nature” isimli şarkıcının sayfasında lisanslı olarak yayınlanıyor. Yeni bir girişim tarafından başlatılan bu kampanyadan elde edilecek gelir ise Birleşmiş Milletler’in biyolojik çeşitliliğin korunması için gerçekleştirdiği çalışmalara aktarılacak.

Avrupa Birliğinden Açık Denizler Anlaşması

Avrupa Birliği, geçtiğimiz günlerde açık denizlerin korunması yönünde önemli bir dönüm noktası olarak gösterilen yasayı onayladı. Ülkelerin sınırları dışında yer alan açık denizler de artık Avrupa Birliği tarafından öncelikli olarak korunması amaçlanan doğal yaşam alanları arasında yer alacak.

Kanunun yürürlüğe girmesi için BM’deki en az 60 üyenin anlaşmayı imzalaması ve onaylaması gerekiyor. Şu ana kadar 89 ülke anlaşmaya imza atarken henüz yalnızca dört ülke onay aşamasını geçti. AB’nin anlaşmayı onaylamasının ise BM ülkelerinin onaylama sürecini hızlandıracağı düşünülüyor.

Dünyada Yedi Ülke, Enerjisinin Tamamını Yenilenebilir Kaynaklardan Üretiyor

Tüm dünyada yenilenebilir enerjiye geçiş çalışmaları hızla devam ediyor. Pek çok araştırmaya göre 2023 yılı ise özellikle rüzgar enerjisi konusunda tarihteki en başarılı yıldı.

Uluslararası Enerji Ajansına (IEA) göre tüm dünyada günümüz itibarıyla tam yedi ülke, enerji ihtiyacının neredeyse %100’ünü (%99.7 ve daha fazlası) yenilenebilir kaynaklardan üretiyor.

Arnavutluk, Bhutan, Etiyopya, İzlanda, Nepal, Paraguay ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti; tüm enerji tüketimlerini rüzgar, güneş veya jeotermal enerji gibi yenilenebilir kaynaklardan elde ediyor.

Yaz ayları yaklaştığına göre pek çoğumuz kısa veya uzun süreli tatil planlamalarına başladık. Peki, siz bir tatil planlarken ilk olarak nelere dikkat edersiniz? Konforlu bir konaklama mı, eğlenceli bir deneyim mi, yeni yerler görmek mi, alışık olduğunuz bölgelerde vakit geçirmek mi? Tatil tercihi, büyük çoğunlukla insanların önceliklerine göre şekilleniyor.

Peki, bu yıl tatilinizi planlarken seyahatinizin sürdürülebilir olmasını da öncelemeye ne dersiniz?

• Ulaşım: Tatilinizi sürdürülebilir hale getirmenin en etkili yollarından bir tanesi, karbon ayak izinizi en çok etkileyen kaleme, yani ulaşıma odaklanmak. Uçak yolculukları, karbon salımları bakımından çevreye en çok zarar veren yöntem. Öte yandan bireysel araç kullanımı da hem enerji tüketimi hem de emisyonlar nedeniyle çok da ideal sayılmaz. Ancak tabii tatil için seçtiğiniz destinasyon size gerçekten uzaksa başka seçeneğiniz de olmayabilir. Yine de rotanıza uygun en düşük karbon salımlı ulaşım metodunu tercih etmek, sürdürülebilir tatil için harika bir ilk adım olacaktır. Varsa tren ulaşımı ya da deniz ulaşımı iyi bir seçenek olabilir. Şehirlerarası otobüsler de bireysel araç kullanımına nazaran daha iyi bir tercih. En kötü ihtimalle araç paylaşımı uygulamalarından faydalanabilirsiniz.

• Konaklama: Tatilde konaklamanızı bir tesiste yapacaksanız seçtiğiniz işletmenin ekoturizm ilkelerine uygun hareket ettiğinden emin olmaya çalışın. Çevre koruma kuruluşları tarafından verilen pek çok farklı sertifika, otellerin çevre duyarlılığı konusundaki uygulamaları hakkında fikriniz olmasını sağlayabilir. Öte yandan maceracı ruhunuzu tatilinize de yansıtmayı planlıyor ve kamp yapmayı hedefliyorsanız konaklayacağınız bölgedeki çevresel etkinizi nasıl minimuma indirebileceğinizi araştırmayı unutmayın.

• Alışveriş: “Tatil alışverişi olmazsa olmaz!” demek istemiyoruz ancak gerçekleri de göz ardı etmemek gerekir. Tabii ki en iyi seçenek gerekmedikçe alışveriş yapmamak ve yepyeni tüketimlerin önünü açmamak. Ancak yeni bikinilere, mayolara, plaj terliklerine ya da yazlık kıyafetlere ihtiyacınız varsa size önerimiz özellikle yerli ve sürdürülebilir üretim yapan markaları tercih etmeniz yönünde.

• Plaj Rutini: Yaz turizminin temel taşı; tabii ki deniz, kum, güneş üçlüsü… Plaj rutininin ise bazı olmazsa olmazları var. Güneş kremleri, bunlar arasında ilk akla geleni ve ne yazık ki çevresel etkisi en fazla olanlardan bir tanesi. Standart güneş kremlerinde yer alan kimyasal maddeler, deniz suyuna karışarak burada yaşayan canlılara zarar veriyor. Organik materyaller kullanılarak hazırlanan güneş kremleri ise hem insan sağlığı için yeterli koruyuculuğu sağlıyor hem de denizlerde yaşayan canlılara verdiğimiz zararı minimuma indiriyor.
İklim değişikliğinin ilk akla gelen sonuçları arasında susuzluk, aşırı sıcaklar, kuraklık gibi etkiler sayılabilir. Ancak bu ekolojik dengesizliğin bu kadar tehlikeli olmasının nedeni, aslında öngörülmesi zor sonuçlara da gebe olması…

Geçtiğimiz yıllarda yaşadığımız pandemi, büyük çapta gerçekleşen salgın hastalıkların dünya düzenini nasıl alt üst edebileceğini bizlere gösterdi. Peki, iklim değişikliği bunun gibi pandemilere yol açabilir mi? Ne yazık ki bu sorunun cevabı evet…

Salgın hastalıkların pek çoğu, aslında daha önce alışık olmadığımız virüslerin ortaya çıkmasından kaynaklanıyor. Bu virüslerin ortaya çıkması içinse doğal dengede istisnai olayların meydana gelmesi gerekiyor. Covid-19 salgınındaki yarasa teorilerini hatırlarsınız…

İklim değişikliği nedeniyle doğal yaşam alanı bozulan bazı canlılar, kendilerine yeni yaşam alanları bulmak zorunda kalabilir. Bu canlıların farklı habitatlara yelken açması ise daha önce karşılaşmadıkları türlerle karşılaşmalarına neden olabilir. Bu etkileşimin sonucunda da bir araya geldiğinde ölümcül olan farklı virüsler güçlerini birleştirebilir ve ortaya insan sağlığını tehdit eden pandemiler, epidemiler çıkabilir.

Bu teoriyi belki bundan 10 yıl önce söylesek fazla kötümser bir senaryo gibi gelebilirdi ancak geçtiğimiz yıllarda yaşadıklarımız bunun gayet mümkün olabileceğini gözler önüne serdi.
Her zaman olduğu gibi yine birazcık kötümser tablolarla yüzleştikten sonra gelin, yaşama dair umut veren kavramlara birlikte bakalım. Disiplinleri ve pek çok alandaki başarılarıyla örnek gösterilen Japonların uzun yaşamlarının sırrı olarak gördükleri İkigai Felsefesi’ni duymuş muydunuz?

İkigai Felsefesi Nedir?

Pek çok yaşam felsefesinde olduğu gibi İkigai sözcüğünü de aslında Türkçeye tam olarak çevirmek mümkün değil. Ancak “İki” Japoncada “yaşam” anlamına geliyor ve “gai” sözcüğü ise “amaç” anlamında. Yani İkigai, aslında yaşamın amacına, hayatta en çok öne koyduğumuz değerlere odaklanıyor.

Japonların yaklaşımına göre hayatı uzun ve mutlu yaşamak için herkesin bir İkigai’si olmalı ve her birey İkigai’sinin farkında olmalı. İkigai’nizi bulmak için kendinize sorabileceğiniz dört soru var:

• Ne yapmaktan heyecan duyuyorsunuz?
• Hangi konuda “çok iyi” olduğunuzu düşünüyorsunuz?
• Toplumun “ne yapmanıza” ihtiyacı var?
• Ne yapmak, size para kazandırıyor?

Bu dört soruya verilen cevapların kesişim noktası, aslında bu yaşamdaki İkigai’mizi, yani hayat amacımızı oluşturuyor. Bu hayat amacına sıkı sıkıya bağlanarak yaşamak ise Japonlara göre uzun ve mutlu yaşamın en büyük sırlarından bir tanesi…