Sürdürülebilirlik Bülteni

Sürdürülebilirlik bültenimizin ikinci sayısından herkese merhaba! Bu ay da ortak geleceğimiz için olmazsa olmaz derecede önem taşıyan sürdürülebilirlik yaklaşımının derinliklerine inecek, gezegenimizde bu konuda neler olup bitiyor birlikte göz atacağız. Hazırsanız, başlayalım…
Küresel Isıtma: Sanayi Devrimi ve sonrasında; şehirleşme, ormansızlaşma, fosil yakıt kullanımı gibi birçok etkiyle birlikte artan sera gazı emisyonunun, iklim üzerindeki olumsuz etkisi ve yaşam koşullarının değişmesi.

Bu ayki sürdürülebilirlik sözlüğümüzde bir harf hatası yaptığımızı düşünüyorsanız hemen belirtelim; artık gezegenimizin karşı karşıya olduğu duruma “küresel ısınma” değil, “küresel ısıtma” adı veriliyor. ‘Küresel ısınma’ terimi, edilgen bir yapıya sahip olması nedeniyle gezegenimiz kendi kendine ısınıyormuş algısı yarattığı için artık bu anlamda kullanılmıyor. Yani bir diğer deyişle yerküremiz kendi kendine ısınmıyor, biz ısıtıyoruz.

Hedefimiz 2050 yılında Karbon Nötr Olmak

Grubumuz Saint-Gobain, 2019 yılında düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Eylemi Zirvesi sırasında, Küresel İlkeler Sözleşmesi'nin “1.5°C için İş Tutkusu” taahhüdünü imzaladı. Bu imza ile küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlamak amacıyla çalışarak 2050 yılında karbon nötr olmayı taahhüt ettik.
Böylece 2000’li yılların ilk yarısında başlayan sürdürülebilirlik çalışmalarımız daha kapsamlı bir boyuta ulaşarak hız kazandı. “İnşaat”, “Endüstri” ve “Mobilite” olmak üzere 3 ana iş kolumuzda, 76 ülkede, 100’e yakın markamız ile Sürdürülebilirlik Yol Haritalarımızı oluşturduk. Bulunduğumuz tüm pazarları karbondan arındırmaya katkıda bulunmak ve çevresel etkilerimizi sınırlayabilmek için çıktığımız bu yolda ilk durağımız 2030! Bir sonraki sayımızda sizlerle 2030 hedeflerimizi ve yol haritamızın detaylarını paylaşacağız.
Bu yolculukta siz de bize katılın, sürdürülebilirlik bilinciyle yapacağımız her tercihin gezegenimiz için bir fark yarattığını tüm çevrenize hatırlatın.

Dünyada İlk Kez Üretilen Sıfır Karbon Düz Cam

Saint-Gobain dünyada sıfır karbon ile düz cam üretimini sağlayan ilk oyuncu oldu. Bu teknolojik başarı, biyogaz ve karbondan arındırılmış elektrikten üretilen %100 geri dönüştürülmüş cam ve %100 yeşil enerji kullanılarak elde edildi. Bu başarı, Saint-Gobain'in karbon nötr hedefine ulaşma taahhüdünün açık bir adım oldu

BM: Ölüm Kalım Mücadelesi İçerisindeyiz

COP 27 adıyla bilinen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na bir aydan az bir süre kaldı. Bu yıl, 6 Kasım – 18 Kasım tarihleri arasında Mısır’ın Sharm El Sheikh kentinde düzenlenecek olan konferans öncesi çeşitli otoritelerden iklim kriziyle ilgili açıklamalar gelmeye devam ediyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, COP 27 öncesi Kongo’nun başkenti Kinşasa’da düzenlenen toplantıda iklim krizi ile ilgili şu açıklamada bulundu: “Bugün güvenliğimiz ve yarın da hayatta kalmamız için bir ölüm-kalım mücadelesi içindeyiz.”

Gençlerden Küresel İklim Grevi

İsveçli genç iklim aktivisti Greta Thunberg ile birlikte tüm dünyanın haberdar olduğu Fridays For Future hareketi, 23 Eylül tarihinde tüm dünyada eş zamanlı olarak Küresel İklim Grevi’ndeydi. Türkiye’den de pek çok katılımcısı bulunan genç iklim aktivistleri, sokaklara çıktı ve başta siyasi liderler olmak üzere tüm dünyaya “İklim Değişikliğine Karşı Harekete Geç!” çağrısında bulundu.

İlk Tazminat Danimarka’dan

İklim değişikliğinin yarattığı sonuçların gezegenimizdeki farklı coğrafyalara eşit dağılmadığı artık herkesçe bilinen bir gerçek. Ekolojik felaketlerden en çok etkilenen ülkelerin başında az gelişmiş ülkeler geliyor. İklim krizine yol açan en önemli etkenlerden biri olan karbon salımları konusunda en yüksek paya sahip ülkeler ise dünyanın en zengin ülkeleri. İklim adaletsizliği adı verilen bu durumla ilgili harekete geçen ilk ülke ise Danimarka oldu.

Danimarka Hükümeti, iklim değişikliğinden etkilenen ülkelere 13 milyon dolar tutarında zarar ve kayıp tazminatı ödeyeceğini açıkladı. Bu uygulama, dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor ve önümüzdeki yıllarda çokça yaygınlaşması bekleniyor.

 

Vejetaryen veya vegan değilseniz (ya da yakın gelecekte olmayı düşünmüyorsanız) bu haberimiz sizi çok yakından ilgilendiriyor! Hayvancılık sektörü ve et tüketimi, pek çok otoriteye göre bu haliyle sürdürülebilir değil. BM Gıda ve Tarım Örgütüne göre hayvancılık sektörü, tüm dünyadaki karbon salımlarının %14,5’inden sorumlu. Üstelik 2050 yılına geldiğimizde dünyadaki et talebinin bugüne göre tam iki katına çıkacağı düşünülüyor. Yani bir diğer deyişle etin geleceği, değişmek zorunda…

Bu doğrultuda hareket eden bilim insanları da sürdürülebilir et üretimi konusundaki çalışmalarına hız kazandırmış durumda. Geleceğin et üretiminde başrolü üstlenmesi beklenen en büyük aday ise sentetik et üretimi…

• Sentetik et üretiminde yine hayvanlar kullanılıyor ancak bu yöntemde hiçbir canlı öldürülmüyor.

• Bu yöntemde hayvanlardan alınan kök hücreler, laboratuvar ortamında çoğaltılarak yenilebilir ürünler haline getiriliyor.

• Sentetik et üretimi, konvansiyonel et üretimine göre çok daha düşük seviyede karbon salımına neden oluyor. Aynı zamanda bu yöntemle hayvancılık faaliyetlerinin yüksek arazi kullanımının da önüne geçilmesi bekleniyor.

• Bu yeni yöntemin tüm dünyada yaygınlaşması için henüz maliyetler çok yüksek. Ancak bu alanda çalışan pek çok firma, sentetik et konusunda seri üretime geçmek için adeta bir yarış içerisinde.

 

Evde Atık Ayrıştırma Rehberi

Konu sürdürülebilirlikse hedefimiz tabii ki sıfır atık olmalı! Ancak modern yaşam pratikleri içerisinde atıkları sıfırlamak her zaman çok kolay olmayabiliyor. Bu nedenle yapabileceğimizin en iyisini yapmalı ve en azından evimizde çıkardığımız atıkları dönüşüme uygun hale getirmek için atık ayrıştırma yoluna gitmeliyiz.

 

• Öncelikle atıklarınızı kuru atık ve yaş atık olarak ikiye ayırın. Farklı kutularda depolayın.

• Katı atıkları ise dört farklı gruba ayırmaya çalışın: Plastik, Cam, Metal ve Kağıt

• Tüm atıklarınızın ‘atık’ olduğundan emin olun. Çöp sanılan pek çok ürün, aslında bir ileri dönüşüm veya geri dönüşüm malzemesi olabilir. Örneğin limon kabukları, son derece lezzetli bir kekin başrolü olmak için harika bir seçenek.

• Elektronik atıklarınızı ayrı bir yerde depolayın. Bu ürünleri toplayan kurum ve kuruluşları araştırın ve atıklarınızı oraya ulaştırın.

• Çöpe attığınız kağıtları buruşturmamaya dikkat edin. Buruşturulmuş kağıtların dönüşüm işlemi zorlaşıyor.

• Gıda paketlerini çöpe atmadan önce paketteki kalıntıları temizlemeye özen gösterin. Aksi durumda paketlerin içerisinde kalan artıklar, dönüşümü zorlaştıran unsurlar arasında.

• Bebek bezleri ve evcil hayvan atıklarını ayrı bir poşette tutmaya özen gösterin. Bu tip atıklar, diğer atıkları dönüştürülemez hale getirebilir.

• Yaşadığınız bölgedeki atık toplama merkezlerini veya atık kumbaralarını araştırın. Örneğin cam şişeleri atabileceğiniz cam kumbaralarını sık sık ziyaret edin

 

Hangi Enerji Türü Gezegenimizle Dost?

Bir şeyin “yenilenebilir” olması kadar kulağa güzel gelen bir şey yok değil mi? Hele ki bu yenilenebilen şey, dünyadaki en önemli ihtiyaçlarımızdan biri olan enerji ise…

Yenilenemez ve dolayısıyla sürdürülemez enerji kaynakları, bugün karşı karşıya olduğumuz iklim krizinin en önemli nedenlerinden bir tanesi. Özellikle Sanayi Devrimi sonrası enerji üretimi ve tüketiminin hızla artması, gezegenimizin doğasının bozulmasına yol açtı. Ancak bugün geldiğimiz noktada çok iyi biliyoruz ki yenilenebilir enerji kaynakları, geleceğimiz için tek çıkar yolumuz. Peki, hangi enerji türleri yenilenebilir olarak değerlendiriliyor?

 

Sürdürülebilir (Yenilenebilir) Enerji Kaynakları

Güneş Enerjisi: Gezegenimizin temel enerji kaynağı olan Güneş, tükenmesi mümkün görünmeyen (en azından şimdilik) bir enerji kaynağı olması sayesinde yenilenebilir enerji kaynağı olarak değerlendiriliyor.

Rüzgar Enerjisi: Bu yenilenebilir enerji kaynağını da aslında yine Güneş’e borçluyuz. Dünya’daki ısı farklılıkları sayesinde ortaya çıkan hava akımları, serin ve sürdürülebilir bir enerji kaynağına sahip olmamızı sağlıyor.

Biyokütle Enerjisi: Küresel çapta kullanımı zor görünse de bölgesel anlamda önemli bir enerji kaynağı olarak nitelendirilen biyokütle enerjisinde hayvan atıkları, çeşitli bitkiler veya evsel atıklar kullanılıyor.

Jeotermal Enerji: Sürdürülebilir enerji kaynaklarından bir tanesi de ayaklarımızın altında! Yer altı suları kullanılarak elde edilen jeotermal enerji, sürdürülebilir enerji kaynakları arasında yer alıyor. Sürdürülemez (Yenilenemez) Enerji Kaynakları Yenilenemez enerji kaynaklarını ne yazık ki hepimiz çok iyi biliyoruz. Çünkü bu kaynaklar, günümüzde küresel enerji tüketiminin %85’ini oluşturuyor. Ancak neyse ki fazla zamanları kalmadı ve yakın gelecekte onlara veda etmeye hazırlanıyoruz.

Sürdürülemez (Yenilenemez) Enerji Kaynakları

Kömür Enerjisi
• Petrol Enerjisi
• Doğal Gaz Enerjisi
• Nükleer Enerji

*Hidroelektrik enerjisinin yenilenebilir veya sürdürülebilir olup olmadığı konusunda henüz otoriteler tam anlamıyla bir mutabakata varabilmiş değil. Ancak hidroelektrik kaynaklar, pek çok fosil yakıt kaynaklı enerjiye göre daha düşük karbon salımına neden oluyor.

 

Saint-Gobain Türkiye

@Copyright Saint-Gobain Türkiye 2022

Üyelikten Ayrıl | Üyelik Bilgilerim