 |
 |
Sürdürülebilirlik bültenimizin yeni sayısından herkese merhaba! Bahar havası ve bayram coşkusu bir araya gelince belki de yılın en güzel zamanlarını yaşıyoruz. Neredeyse nisan ayının ortalarında özellikle Akdeniz bölgesinde deniz sezonu açıldı. İstanbul, Ankara gibi şehirlerde ise kışlık kıyafetler hızlıca gardıroplara kaldırıldı.
Yine de temkinli olmakta fayda var… İklim değişikliği, dengesizlikler ve sürprizlerle dolu. Bahar aylarının ortasında gecikmiş bir kış mevsimi yaşama ihtimalimiz olduğunu unutmamalıyız. Ancak anın tadını çıkarmaktan da geri kalacak değiliz! Kendisini erkenden hissettiren yaz sıcakları eşliğinde gelin, bu ayki sürdürülebilirlik gündemine göz atalım… |
 |
 |
 |
Kompost: Bitkisel veya hayvansal atıkların, nemli ve oksijene maruz kaldıkları bir ortamda bozunmalarını sağlayarak elde edilen organik gübre.
Sürdürülebilir yaşamla biraz ilgiliyseniz kompost kavramını muhtemelen pek çok kez duymuşsunuzdur. Özellikle gündelik yaşamda sürdürülebilirlik davranışları arasında kompost yapımı son derece popüler.
Evlerde veya balkonlarda bitki bakımı yapanların ya da bahçe işleriyle uğraşanların fazlasıyla işine yarayan bu uygulamayı gerçekleştirmek aslında çok kolay. Tek ihtiyacınız olan evlerdeki gıda atıkları ve bir kova... Ancak atıkların içerisine karışabilen inorganik maddelerin (plastik vb.) ya da asitli yiyeceklerin kompost yapımında kullanılmaması gerektiğini hatırlatalım.
Hazırladığınız organik gübreleri, bitkileriniz için kullanabilir ve gıda atıklarını yeniden kullanıma kazandırabilirsiniz. |
 |
 |
 |
Geleceğin Mimarları ile Hafif İnşaat Çözümlerini Konuştuk!
Saint-Gobain Türkiye Spesifikasyon Ekibi Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ne konuk oldu. “ARCH 2091 Mimarlıkta Yapı Elemanları” dersinde öğrencilerle bir araya gelerek; ısı yalıtımı, ses yalıtımı ve yangın yalıtımı hakkında bilgi verdi.
|
 |
 |
 |
Su Kaynakları Tükenirken Hiçbir Şey Yapmamak
Artık Bir Seçenek Değil!
Sandığımızdan çok daha sınırlı olan su kaynakları günden güne tükenirken araştırmalar gösteriyor ki; 2030 yılına gelindiğinde nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak için %40 daha fazla suya ihtiyaç olacak.
Saint-Gobain, su yönetimini ana çevresel kaygılarından biri haline getirerek gerekli aksiyonları aldı ve halihazırda 2017 yılına kıyasla tüketimde %20'lik bir azalma elde etti ve su yönetiminde sektör lideri haline geldi. (2021 Su Sıralaması, CDP). Grup endüstriyel tesislerindeki su tüketimini azaltmaya yönelik projeleri finanse etmek üzere 2023 yılında 15 milyon Euro'luk bir bütçe ayırdı.
|
 |
 |
 |
 |
Özel Jet Yakıtlarına
Büyük Vergi Artışı Teklifi
Bireysel yaşamında sürdürülebilirliği benimseyen pek çok kişinin kafasını kurcalayan bir soru var: “Hayatım boyunca sürdürülebilir davranmaya çalışsam da dünyadaki en zengin kişilerin yalnızca tek bir özel jet uçuşunun yol açtığı karbon ayak izini telafi edebilir miyim?”
Bu soru, aslında gayet anlaşılabilir bir çıkmaza işaret ediyor. Dünyanın en zengin birkaç yüz kişisinin benimsediği alışkanlıklar, milyonlarca insanın toplam karbon ayak izine eşit seviyede. Bu konuyla ilgili harekete geçmek isteyen ABD Başkanı Joe Biden, özel jet uçuşlarında tüketilen yakıtlarda %400 seviyesinde bir vergi artışı önerdi.
|
 |
 |
Temiz Enerji, Karbon Salımlarını Düşürüyor
Son yıllarda hızla artış gösteren temiz enerji çalışmaları, meyvelerini vermeye başladı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından hazırlanan rapora göre temiz enerji sayesinde karbon emisyonlarındaki artışı en azından yavaşlatmış durumdayız.
IEA tarafından yapılan açıklamaya göre temiz enerji çalışmaları gerçekleştirilmeseydi son beş yılda küresel karbon emisyonları en az üç kat fazla gerçekleşecekti. 2023 yılında küresel enerji talebi artış göstermiş ve küresel karbon emisyonları rekor seviyeye ulaşmıştı. Ancak buna rağmen temiz enerji teknolojilerinin kullanımıyla devasa miktarlarda fosil yakıt tüketiminin önüne geçildi. Yani kısaca geldiğimiz nokta, kötünün iyisi olarak kabul ediliyor.
|
 |
 |
Yetim Tilkiyi Tilki Kostümüyle Beslediler
Geçtiğimiz ay, ABD’nin Virginia eyaletindeki Richmond Yaban Hayatı Merkezi’nden iç ısıtan bir haber geldi. Merkezde çalışan görevliler, yetim kalmış halde buldukları yavru cüce tilkiyi, annesini andırması için tilki kostümü giyerek besledi.
Sokakta bulunan ve kurtarıcısı tarafından ilk olarak kedi sanılan cüce tilki, annesinin dokusunu andıran bir peluş oyuncağın üzerinde yatıyor ve her iki ila dört saatte bir tilki kostümü giymiş çalışanlar tarafından şırıngayla besleniyor.
|
 |
 |
 |
Sürdürülebilirliği soyut bir kavram olmaktan çıkarıp gündelik hayatımıza entegre etmek için basit ipuçlarına ihtiyacımız var. Özellikle ev yaşamında sürdürülebilirliği sağlamanın yolu ise büyük oranda mutfaklardan geçiyor. Peki, aslında bir bakıma mikro düzeyde üretim gerçekleştirdiğimiz bu alanlardaki davranışlarımızı nasıl daha sürdürülebilir hale getirebiliriz?
• Bilinçli Alışveriş: Pek çok konuda olduğu gibi ilk adım bilinçli alışveriş. Sürdürülebilir bir mutfak işleyişine sahip olmak istiyorsak ihtiyacımız kadar malzemeyi, sürdürülebilir üretim yöntemleri kullanan işletmelerden edinmeliyiz.
• Doğru Zamanda Doğru Ürünler: Yerel ve mevsimsel beslenme birçok açıdan faydalı. Ürünlerin taşınması esnasında ortaya çıkacak karbon salımlarının önüne geçmek çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlarken, alışverişlerde yerel işletmeleri tercih etmek ise ekonomik sürdürülebilirliğe destek olacaktır.
• Gıda İsrafıyla Mücadele: Eğer gerçekten mutfağınızı sürdürülebilir hale getirmek istiyorsanız odaklanmanız gereken ana konulardan biri tabii ki gıda israfının önüne geçmek. Bunun için buzdolabı düzeninizi gözden geçirmeyi, doğru gıda saklama tekniklerini araştırmayı unutmayın.
• Plastikler Dışarı: Mutfaklarda kullanılan plastik kaplar, pek çok pratik çözüm sunuyor olabilir. Ancak insan sağlığına zararlı olan plastiklerin besinlerinizle temas etmesini ne kadar tercih edersiniz? Üstelik neredeyse tüm plastik mutfak gereçlerinin çelik, cam veya ahşaptan imal edilen alternatifleri var! |
 |
 |
 |
En son ne zaman derin bir nefes alıp tertemiz bir havayla buluşmanın mutluluğunu yaşadınız? Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar için bu sorunun yanıtı oldukça uzak geçmişe kadar uzanabiliyor.
ABD Hastalık Koruma ve Kontrol Merkezi (CDC) tarafından yapılan bir araştırmaya göre önümüzdeki 20 yılda hava kirliliği kaynaklı ölümler, yaklaşık %80 oranında artış gösterebilir. Peki, kirli havanın iklim değişikliğiyle ne ilgisi var?
• İklim değişikliği, bildiğiniz üzere gezegenimizdeki ortalama sıcaklıkların artmasına neden oluyor. Bu sıcaklık artışı, atmosferde yer alan kirli havanın, yani karbondioksidin çok daha yoğun bir hale gelmesine yol açıyor.
• İklim değişikliğinin bir diğer etkisi olan ozon tabakasındaki incelme de hava kirliliğini artıran etmenlerden bir tanesi. Atmosferdeki nitrojen oksitler ve uçucu organik bileşikler, bu incelme sonucunda Güneş ışınlarıyla daha yüksek yoğunluklu bir reaksiyona giriyor. Söz konusu reaksiyon sonucunda ortaya çıkan gazlar ise insan sağlığı için son derece zararlı. |
 |
 |
 |
Bu ayki ‘Sürdürülebilir Yaşamlar’ bölümümüzde Hawaii’den bir misafirimiz var. Söylemesi zor ama yapması oldukça kolay olan bu yaklaşım, aslında kendi kendimize gerçekleştirebileceğimiz basit bir psikoterapi gibi…
“Ho’o” sözcüğü Hawaii dilinde “neden” anlamına geliyor. Hemen arkasındaki fonetiği oldukça keyifli olan “ponopono” ise “mükemmellik” anlamında… Bu iki sözcüğün birleşiminden oluşan Ho’oponopono ise aslında “doğruya ulaşmak, yanlışları düzeltmek” gibi anlamlarda kullanılıyor. Ho’oponopono tekniğine göre etrafımızdaki gerçeklik, aslında kendi zihnimizden hiç de bağımsız değil. Yaşadığımız her şey, tanık olduğumuz tüm olaylar aslında biraz da iç benliğimizin bir sonucu…
Öte yandan bu yaklaşım, iç benliğimizin gücünü yararımız için kullanmamızı öneriyor. Yani problemleri, sıkıntıları yaratan kendi zihnimizse bunları çözmek için de zihnimizi kullanabiliriz. Ho’oponopono tekniğinde dört temel adım var:
• Üzgünüm
• Beni affet
• Seni seviyorum
• Şükran doluyum
Ho’oponopono tekniği; yukarıdaki adımlardan da fark edebileceğiniz üzere zihnimizle barışmayı, pişmanlıklarımızı kabullenmeyi, hem çevremize hem de kendimize affedici yaklaşmayı ve sahip olduklarımıza şükretmemizi öğütlüyor. |
 |
 |