 |
 |
Yepyeni bir yılın ilk sürdürülebilirlik bülteninden herkese merhaba! 2023 senesinde yıl boyunca sizlerle birlikte sürdürülebilirlik gündemini takip ettik. Derlediğimiz haberlerde, seçtiğimiz bilgi paylaşımlarında her daim umut dolu gelişmelere yer vermeye çalıştık. Bu yeni yılda da sizlerle yine sürdürülebilirlik gelişmelerini paylaşacak, gündelik hayata dair ipuçları verecek, makro dönüşümler yaratabilecek mikro etkiler oluşturmayı hedefleyeceğiz.
Öte yandan, geleceğe dair umutlarımızın gerçekten bir anlam ifade edebilmesi için bugünümüzün gerçeklerinin farkında olmamız gerektiğini de biliyoruz. 2024 yılındaki bültenlerimizde iklim değişikliği tehdidini çok daha yakından inceleyecek ve bu ekolojik değişimin hayatımızda ne gibi etkiler yaratabileceğine yakından bakacağız.
O halde gelin, lafı daha fazla uzatmadan sizin için derlediğimiz sürdürülebilirlik haberlerine göz atalım… |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
İyi Tarım: Tarım faaliyetleri sırasında yetiştirilen ürünlerin; çevre, insan ve hayvan sağlığına zarar vermeyen süreçlerden geçmiş olması, doğal kaynaklara zarar verilmemesi.
İlk bakışta tarım faaliyetleri, doğaya zararsız bir insan davranışı gibi görülebilir. Hatta bu düşünce, insanlığın ilk ortaya çıkışında uygulanan tarım yöntemleri için fazlasıyla doğru bir söylem olarak da değerlendirilebilir. Ancak Sanayi Devrimi sonrası tarım faaliyetlerinde üretimi ve karlılığı artırmak için uygulanan pek çok metot, aslında bugün çevreye en çok zarar veren insan faaliyetleri arasında yer alıyor.
Tarım uygulamalarındaki arazi değerlendirme teknikleri, kimyasal tarım ilacı kullanımları gibi pek çok unsur, geleneksel tarım faaliyetlerinin sürdürülebilir olmamasına neden oluyor. 2000’li yılların başında ortaya çıkan “İyi Tarım” kavramı ise adından da anlaşılacağı üzere bu uygulamaların yerine doğaya zararsız, insan ve hayvan yaşamına minimum etki eden alternatif yöntemleri öneriyor.
• Ürünlerin tarladan sofraya takibi,
• Arazi kullanımının minimize edilmesi,
• Kimyasal ilaç kullanımının sınırlanması,
• Toprak işleme ve sulama faaliyetlerinde çevresel etkinin gözetilmesi gibi konular “iyi tarım” kapsamında değerlendiriliyor. |
 |
 |
 |
İzocam’dan Topraksız Tarım ve Dikey Tarım Kulesi Kurulum Atölyesi!
İzocam, "Act Sustainably" projeleri kapsamında gerçekleştirdiği etkinlikle çalışanlarını sürdürülebilir tarım konusunda bilinçlendirdi. "Topraksız Tarım ve Dikey Tarım Kulesi Kurulum Atölyesi"nde solucan gübresi üretimi, tohum elde etme, filizlendirme, dikey tarım kulesi, ve mikrofilizler hakkında bilgiler paylaşıldı.
Çalışanlar, atölye sayesinde çevre dostu tarım yöntemleri hakkında detaylı bilgi edinme ve uygulama fırsatı buldu. Aynı zamanda, solucan gübresi üretimi, tohum elde etme gibi pratiğe yönelik konular üzerinde deneyim kazandılar.
|
 |
 |
 |
Notre-Dame’da
PAM imzası!
2019 yılında Paris Notre-Dame Katedrali’nde yaşanan yangının ardından; katedralin yangından korunma ağında PAM tercih edildi. Notre-Dame'ı korumaya yönelik bu olağanüstü projenin önemli aşamalarının videosunu izleyebilirsiniz.
|
 |
 |
 |
 |
10 Dakikalık Şehir: Brüksel
Şehir içi ulaşım kaynaklı karbon salımları, gezegenimizin ısınmasına neden olan karbon fazlalığının önemli nedenlerinden bir tanesi. Bu gerçekten yola çıkarak hareket eden yerel yönetimler de şehir planlarını çevresel etkiyi minimize edecek şekilde yeniden düzenlemek için harekete geçti. Belçika’nın başkenti Brüksel, 2030 ve 2050 hedefli yol haritasını açıkladı. Yeni plana göre şehir, yalnızca 10 dakikada her yere yürüyerek ulaşılabilir hale gelecek. Kamu hizmetlerini, yerleşim yerlerini buna göre planlayacağını açıklayan Brüksel yerel yönetimi, bu sayede şehir içindeki trafiği neredeyse sıfırlamayı hedefliyor.
|
 |
 |
 |
2023’te ABD’nin Çevre Koruma Savaşı
Ülkeler bazında karbon salımları sıralamalarında her daim üst sıralarda yer bulan Amerika Birleşik Devletleri, 2023 yılını çevre koruması açısından başarılı bir karneyle kapadı. Ülkede faaliyet gösteren Çevre Koruma Ajansı (EPA), kirletici sanayi tesislerinde yaptığı denetim sayısı bakımından 2019 yılından bu yana en yüksek sayıya ulaştı.
Ajans tarafından yayımlanan rapora göre 2023’te EPA, yaklaşık 200 cezai soruşturma başlattı. Bu sayı, bir önceki yılda açılan soruşturmalardan %70 daha fazla.
|
 |
 |
 |
İstanbul’dan Yıllık Su Tüketim Rekoru
Geçtiğimiz yılın yaz aylarında İSKİ verilerine göre İstanbul’da günlük su tüketim rekorunun kırıldığını sizlerle paylaşmıştık. Ne yazık ki yıl sonu rakamlarında da benzer bir tablo ortaya çıktı. İstanbul, 2023 yılında toplam 1 milyar 117 milyon metreküp tüketti. Bu, aynı zamanda İstanbul için tüm zamanların yıllık rekoru anlamına da geliyor.
İSKİ’nin açıkladığı verilere göre İstanbul’daki su tüketiminin %66,06’sı Avrupa Yakası’nda, %33,94’ü ise Anadolu Yakası’nda gerçekleşti.
|
 |
 |
 |
Yaşamın sürdürülebilirliği dediğimizde tabii ki yalnızca insan yaşamından söz etmiyoruz. Özellikle şehirde bizlerle yaşamak zorunda kalan, minik dostlarımız sokak hayvanlarının yaşamı da son derece önemli.
Kış mevsimi yavaş yavaş kendini hissettirmeye başladı. Henüz ülkemizin batısında büyük kar yağışlarına tanık olmasak da artık aşırı iklim olaylarına alışmaya başlıyoruz. Peki, ortaya çıkması muhtemel aşırı soğuklarda sokak hayvanları için neler yapabiliriz?
• Sokağa yemek bırakmak ilk akla gelen uygulama ve tabii ki doğru bir yöntem… Özellikle kış aylarında sokak hayvanlarının bağışıklığının güçlü olması, erişebildikleri gıda miktarına bağlı.
• Aşırı soğuklarda ve karlı havalarda su birikintileri donabiliyor. Bu gibi durumlar için kolayca erişebilecekleri bir yere su kapları koymak da faydalı olacaktır.
• Tabii ki yalnızca kediler ve köpekleri düşünmekle kalamayız… Kuşlar da karlı havalarda yemek bulmakta büyük zorluk çekebiliyor. Minik dostlarımız için pencere önlerine ekmek kırıntıları bırakabilirsiniz.
• Eğer biraz daha prodüksiyonlu bir işe kalkışmak isterseniz sokaktaki dostlarımızın barınma problemlerine çözüm üretmeyi düşünebilirsiniz. Onları sıcak tutacak kedi-köpek evlerini kendiniz hazırlayabilir ya da uygun yerlerden satın alabilirsiniz.
• Son yıllarda sosyal medyada sıkça bahsedilse de biz de eklemeden geçmeyelim… Özellikle kediler, sıcak bir kaçış noktası olarak arabaların motor bölümlerine sığınabilir. Arabanızı çalıştırmadan önce kontrol etmeyi unutmayın!
• Son olarak sokakta karşılaştığınız hasta hayvanlar için bulunduğunuz bölgenin belediye ekiplerine bilgi verebilir, eviniz müsaitse onları soğuk hava dalgası dağılıncaya kadar geçici olarak misafir edebilirsiniz. |
 |
 |
 |
Sizlerle paylaştığımız sürdürülebilirlik bültenlerinde belki defalarca “iklim değişikliği tehlikesi” ifadesini kullandık. Gezegenimizdeki bu ekolojik değişimin pek de hoş bir şey olmadığını artık hepimiz biliyoruz.
Peki, bilim insanları, çevre kuruluşları, STK’lar veya bu konuda farkındalık geliştirmiş bireyler bu değişiklikten neden bu kadar korkuyor? Gezegenin yalnızca birkaç derece ısınmasının ne gibi bir mahsuru var? Kısacası, iklim değişikliği bize ne yapabilir? Yeni yıldaki sayılarımızda artık iklim değişikliğinin tehlikelerini inceleyecek ve karşı karşıya olduğumuz soruna karşı neden harekete geçmemiz gerektiğini daha iyi anlamaya çalışacağız.
İklim Göçü Nedir?
İklim göçü literatürde; anormal derecede şiddetli yağışlar, uzun süreli kuraklık, çölleşme, çevresel bozulma, deniz seviyesinin yükselmesi gibi iklim olayları nedeniyle ani veya kademeli olarak gerçekleşen kitlesel yer değiştirmeleri ifade ediyor.
İklim değişikliğinin sonuçları arasında en çok dile getirilen ve pek çok başka sorunun ortaya çıkmasına da neden olması beklenen bu olay, aslında dünyamızdaki her şeyin dengesini hızlıca değiştirebilir.
Bilindiği üzere gezegenimizdeki farklı coğrafyalar, iklim değişikliğinin susuzluk, kuraklık, orman yangınları gibi etkilerinden farklı yoğunlukta ve farklı zamanlarda etkilenecek. Bu durum, belirli coğrafyalarda insan yaşamının sürdürülmesini neredeyse imkansız hale getirecek. Yani bir diğer deyişle gezegenimizdeki yaşanabilir arazi ve kullanılabilir doğal kaynak sayısı hızla düşebilir. Bu değişimin etkisiyle iklim değişikliğinden daha fazla etkilenen bölgelerde yaşayan insanların, daha az etkilenen bölgelere göç etmesi bekleniyor. Bu da aslında iklim değişikliği etkilerinin taşınması demek. Bu gelişme sonucunda göç alan coğrafyalardaki doğal kaynaklar, ekonomik imkanlar veya barınma alanları, yoğunlaşan nüfusun talebini karşılayamaz hale gelecek. Dünya Bankası tarafından 2021 yılında yayımlanan rapora göre 2050 yılına kadar 216 milyondan fazla insan iklim olayları nedeniyle göç etmek zorunda kalabilir. Göçe zorlanacak bölgelerin başında ise Sahra Altı Afrika, Güney Asya ve Latin Amerika geliyor. |
 |
 |
 |
Yeni bir yıla girdiğimize göre hep iç karartıcı şeylerden bahsetmek olmaz! Biraz da hayatın güzel yanlarına odaklanmak gerekli. Japonların kusurlardaki güzelliğe odaklanan yaşam felsefesi
Wabi-Sabi ile tanışmaya hazır mısınız?
Wabi-Sabi Felsefesi Neyi Anlatır?
• Wabi-Sabi felsefesi, temelde doğayla bütünleşerek herhangi bir maddede var olan kusurları kabul etmek ve bu kusurların güzelliğine odaklanmayı amaçlıyor.
• Bu felsefe, aynı zamanda bir dekorasyon akımı olarak da kullanılıyor.
• Kusurların kabulü, doğal geçişler ve süreksizlik, Wabi-Sabi felsefesinin temel odak noktaları arasında.
• Bu yaklaşımda zamanın yaşlandıran etkisi, adeta istenen bir şey… Zamanla oluşan kusurlar, gizlenmeye çalışılmak yerine sahipleniyor.
• Wabi-Sabi, Budist felsefenin de bir parçası. |
 |
 |
 |