 |
 |
Sürdürülebilirlik bültenimizin aralık sayısından herkese merhaba! Artık yavaş yavaş 2023 yılını geride bırakıyoruz. Bu yıl, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik adına durumun artık ne kadar ciddileştiğini fark ettiğimiz bir dönem oldu. Yaz aylarında dünyanın pek çok noktasında daha önce görülmemiş yükseklikte aşırı sıcaklarla karşılaştık, sonbahar ve kış aylarında ise hem ülkemizde hem de farklı coğrafyalarda kuraklık tehlikesi baş gösterdi. Pozitif yönden bakarsak 2023, sürdürülebilirlik adına farkındalığın geliştiği bir yıl olarak geride kalıyor diyebiliriz. Artık önümüzde yeni yıllar, yeni umutlar var… 2024 itibarıyla karşı karşıya olduğumuz iklim değişikliği tehlikesiyle baş edebilmek için kolektif mücadelemizi en üst seviyeye çıkarmamız gerekli.
O halde gelin, her zaman olduğu gibi dünyada bu ay sürdürülebilirlik adına neler yaşanmış birlikte bakalım… |
 |
 |
 |
Karbon Pozitif: Ortaya çıkardığı karbon emisyonundan daha fazlasını depolayabilen, hapsedebilen tüm faaliyetler için verilen isim.
Karbon emisyonu veya salımı, söz konusu iklim değişikliği olduğunda en sık karşımıza çıkan kavramlardan bir tanesi. Bu aslında çok normal çünkü karşı karşıya olduğumuz iklim değişikliğinin nedenleri, neredeyse tamamen karbon emisyonlarımızda yatıyor. Atmosferde yer alan karbon miktarının artması pek çok ekolojik dengesizliğin ana nedeni. Karbon pozitif kavramı ise aslında tam da ihtiyacımız olan çözüme işaret ediyor.
Karbon depolama teknolojileri ya da doğal karbon depolayıcılar (ağaç vb.) kullanılarak geliştirilen inovasyonlar, yalnızca atmosfere saldığımız karbon miktarını düşürmeye değil aynı zamanda başka faaliyetlerden ortaya çıkan karbonların atmosferden geri toplanmasına da yarıyor. Karbon pozitif konutlar, enerji kaynakları ve üretim teknikleri şimdiden geliştirilmeye başlandı. Yakın gelecekte bu kavramı çok daha sık şekilde duymamız fazlasıyla olası… |
 |
 |
 |
İzocam Tarsus ve Dilovası Tesisleri de Dünya Klasında Üretim (WCM) Yolculuğunda Foundation Rozetini Alarak Etabı Başarıyla Tamamladı!
2022 yılı itibariyle WCM vizyonunu başlatan İzocam, ilk olarak 2023 yılının ilk yarısında XPS, EPS ve Sandviç Panel üretimini gerçekleştirdiği Gebkim Tesisi'nde, Kasım ayı itibariyle ise Camyünü ve Taşyünü Tesisleri’nde yapılan denetimleri başarıyla geçerek üç tesisine de temel seviye rozeti almaya hak kazandı.
|
 |
 |
İzocam WCM metodolojisi ile yürüttüğü üretim sistemi projelendirmeleri süresince yalıtım sektörüne örnek olan pek çok önemli başarıya imza attı. Bu kapsamda; iş ve çevre kazaları sıfır noktasına getirilirken, enerji tüketimi düşürüldü. Sürdürülebilirlik projeleri kapsamında CO2 salımı, su tüketimi ve atıklar azaltıldı. Bunlarla birlikte ürün kalitesi ve üretimde verimlilik artırıldı. Ayrıca müşteri ve çalışan memnuniyetleri düzenli takip edilerek, sürekli iyileşme sağlandı. |
 |
 |
Benoit Bazin’in COP28 Konuşması!
Saint-Gobain CEO’su Benoit Bazın Birleşik Arap Emirlikleri’nde düzenlenen COP28 etkinliğinde Sürdürülebilir Şehirler için Binalar ve İnşaat: Dekarbonizasyon, Uyum ve Dayanıklılık için Yeni Kilit Ortaklıklar' konulu bir konuşma yaptı.
|
 |
 |
 |
 |
 |
COP 28 Gerçekleşti
Kısa adı COP olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın 28’incisi, bir diğer deyişle COP28, 30 Kasım – 12 Aralık tarihleri arasında Birleşmiş Arap Emirlikleri’nin Dubai şehrinde gerçekleşti. İklim değişikliğiyle ilgili gelişmeleri yakından takip edenlerin bileceği üzere COP organizasyonları neredeyse her zaman tartışmaları da beraberinde getiriyor. Ancak bu yılki COP, tartışma anlamında öncekileri tam anlamıyla solladı.
COP28’in başkanı olarak seçilen Sultan Al Jaber’in aynı zamanda bir fosil yakıt şirketinin sahibi olması, tartışmaların ilk odak noktasıydı. Hemen ardından Dubai yetkililerinin, zirveyi yeni petrol anlaşmaları yapmak için kullanacağı iddiaları ortaya atılmıştı. Tüm bu eleştiriler arasında gerçekleşen COP28’in iklim değişikliğiyle mücadeleye ne gibi katkılar sunacağı merakla bekleniyor.
|
 |
 |
Avrupa’nın İklim Lideri Şehirleri Açıklandı
Kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan CDP (Karbon Saydamlık Projesi), Avrupa şehirlerinin iklim notlarını açıkladı. Yapılan araştırmaya göre kıtadan 22 farklı şehir, değerlendirmedeki en yüksek not olan A Listesi’ne girmeye hak kazandı.
Şehirlerin iklim eylem planlarını ve bu planları uygulama derecelerini değerlendiren araştırmaya göre Avrupa’nın iklim değişikliğiyle mücadelede en başarılı şehirleri şunlar oldu: Atina, Barselona, Guimarães, Helsingor, Kopenhag, Lund, Madrid, Malmö, Mannheim, Milano, Münster, Oslo, Paris, Reykjavik, Stockholm, Tampere, Torino, Trondheim, Turku, Uppsala ve Zaragoza…
|
 |
 |
Elektrikli “Uçan” Feribot
Elektrikli ulaşım konusundaki gelişmeler, her alanda devam ediyor. Dünyanın her yerinde elektrikli otomobillerin hızla yaygınlaşmasının yanında elektrikli deniz ulaşımı için de inovasyonlar geliştiriliyor. İsveçli bir firma tarafından geliştirilen ve uzaktan bakıldığında adeta “uçuyormuş” hissi veren Candela P-12 isimli elektrikli feribot, geçtiğimiz günlerde tanıtıldı. Firma, standart feribotlara göre bu aracın %80 daha düşük enerji tüketeceğini belirtiyor.
Hidrofil teknolojisini kullanan elektrikli feribot, 100 km menzile sahip ve yolcu kapasitesi 30 kişiye kadar yükseltilebiliyor. İsveçli firma, yakın zamanda seri üretime geçeceğini duyurdu.
|
 |
 |
 |
Plastikler, kimyasal maddeler ya da deodorantlar… Pek çok ürün, uzun yıllardan beri çevreye duyarlı yaşam süren bireylerin kara listesinde. Ancak insanlık olarak çevreye verdiğimiz zararın yalnızca bu ürünlerle kısıtlı olmadığını biliyor muyuz? Tabii ki bu ürünlerin diğerlerine nazaran çevreye verdiği zarar daha fazla ancak aslında çevremiz bazı “masum” görünen çevre kirleticileriyle dolu…
İşte çevreye zararlı olduğuna şaşıracağınız 5 ürün:
• Güneş Kremi: Güneş kremleri, pek çok farklı kimyasal madde içeriyor. Denizlere karışan bu kimyasal maddeler ise canlılara zarar veriyor. Araştırmalara göre her yıl 14 bin ton güneş kremi kaynaklı kimyasal, denizlere karışıyor.
• Keten Çantalar: Tabii ki plastik poşetlere nazaran çok daha zararsızlar ancak yepyeni bir keten çanta satın almak da sandığınız kadar çevreci bir davranış olmayabilir. Araştırmalara göre bir kilogram keten üretimi için 8505 litre su harcanıyor. Buradan da anlaşılacağı üzere alışveriş poşetleri konusunda en çevreci davranış, halihazırda sahip olduğumuz çantaları kullanmak..
• Kedi Mumları: Kedi mumlarının birçoğunda kullanılan bentonit adlı kimyasal maddenin elde edilmesi için “kontur şeridi maden çıkarma” adı verilen bir işlem gerçekleştiriliyor. Bu işlem çevreye son derece zararlı.
• Bitkisel Yağlar: Hayvansal yağlar, bitkisel yağlara nazaran daha yüksek karbon emisyonuna sahip. Ancak bitkisel yağlar da sandığımız kadar masum değil. EPA’nın araştırmasına göre bitkisel de olsa bir yağın uygun dönüşüm işlemlerine tabi tutulmadan çöpe atılması, gezegenimiz için zararlı.
• Organik Gıda Atıkları: Listedeki en şaşırtıcı ürün bu olabilir! Evet, zaten organik, toprağa karışıp canlılara besin olur diye düşündüğümüz pek çok atık, aslında toprakta metan gazı oluşumuna neden oluyor. Bilim insanlarına göre organik atıkları bertaraf etmenin en etkili yolu ise kompost yapımı. |
 |
 |
 |
Bu yıl kış mevsimi birazcık gecikti ancak yavaş yavaş varlığını hissettirmeye başlıyor. Peki, önümüzdeki kış aylarında evleri nasıl sıcak tutabiliriz? Tabii ki bu soruya verilebilecek en kısa cevap “kombiyi açmak” olacaktır ancak bu davranışın hem ekonomik hem de çevresel anlamda sınırlandırılması gerektiğini biliyoruz. O halde, yalnızca kombilere ve peteklere güvenmek yerine birkaç ufak uygulamayla evi sıcak tutma hilelerine başvurabiliriz.
İşte önerilerimiz…
• Hava Boşluklarını Kapatın: Evi sıcak tutmanın en basit yolu, dışarıdan soğuk hava girişini engellemek. Bunun için de öncelikle pencereler ve kapı kenarlarındaki hava boşluklarını kapatmamız gerekiyor. Şeffaf silikonları bu işlem için kullanabilirsiniz.
• Mobilya Yerleşimini Gözden Geçirin: Eğer peteklerinizin önünde koltuk, masa gibi büyük mobilyalar varsa dekorasyon planınızı gözden geçirmeye çalışın. Peteklerin önünün açık olması, ısı kaybını minimuma indirecektir.
• Peteklerin Arkasında Folyo Kullanımı: Kalorifer petekleri genellikle duvara oldukça yakın konumlanır. Peteklerin arkasından yayılan ısı enerjisi ise enerji soğurma özelliği olan betonlar nedeniyle genellikle kayba uğrar. Eğer peteklerinizin hemen arkasına yansıtıcı özelliği olan alüminyum folyolar yerleştirirseniz bu etkiyi azaltabilirsiniz.
• Kalın Halılar Tercih Edin: Halılar, yalnızca ayaklarınızı ısıtmakla kalmaz aynı zamanda eviniz için bir yalıtma işlevi de görür. Kalın ve tüylü halılar, alt katlardan gelen soğuk havayı olabildiğince engelleyerek %10’a varan enerji tasarrufu sağlayabilir.
• Tavan Vantilatörünüzü Ters Çevirin: Eğer evinizde tavan vantilatörü varsa basit bir fizik kuralını uygulamaya koyabilirsiniz. Tavan vantilatörleri, temelde sıcak havayı yukarı çekmeye soğuk havayı ise aşağı itmeye yarar. Ancak ters çevrildiklerinde doğal olarak tam tersi etki gösterirler. |
 |
 |
 |
Kış ayları sürerken biz de kuzey coğrafyalara, soğuk topraklara yolculuklarımızı sürdürüyoruz. Bu ayki yaşam felsefemiz ise Finlandiya’dan… Adını söylemesi bile keyif veren Sisu felsefesi nedir, gelin birlikte bakalım…
Sisu Felsefesi Nedir?
Sisu, Fincede “iç güç” veya “cesaret” gibi anlamlara geliyor. Bu yaşam felsefesinin temeli de bu kavramlarda yatıyor. Sisu felsefesinin ortaya çıkışı ise aslında İkinci Dünya Savaşı’na dayanıyor. Bu tarihlerde Finlandiya’ya da sıçrayan savaş, yerel halkın bir direniş ruhu göstermesi gerekliliğini doğurmuş. Finler de zorlu koşullarla mücadele için aradıkları motivasyonu Sisu felsefesinde bulmuş.
Sisu Felsefesinin Odakları
• Pes Etmemek: Tahmin edileceği üzere Sisu yaklaşımının temelinde pes etmemek, vazgeçmemek yatıyor. Karşımızdaki zorluk ne olursa olsun hedefimize ulaşmak için motivasyonumuzu korumamız gerekiyor.
• Nefes: Sisu felsefesinde nefes, son derece önemli. Bu felsefede özellikle çıkmaza girdiğimizde derin bir nefes almak ve aldığımız nefesi tam anlamıyla hissetmek, tekrar yola devam edebilmenin anahtarı olarak görülüyor.
• Doğaya Dönüş: Pek çok yaşam felsefesinde olduğu gibi Sisu’da da doğayla olan ilişkiler çok önemli. Sisu, doğayla bütünleşmeyi, onunla iş birliği içerisinde hareket etmeyi öneriyor.
• Hiçbir Şey Yapmamak: Bir hayat felsefesinin “hiçbir şey yapmamayı” önermesi pek alışkın olduğumuz bir durum değil. Ancak Sisu, doğru zamanın önemine fazlasıyla dikkat çekiyor. Eğer o gün hiçbir şey yapmamanız gerektiğini düşünüyorsanız basit bir çözüm var: Hiçbir şey yapmayın!
• Harekete Geçin: Ve işte doğru zaman geldi… Doğru zamanın geldiğinden emin olduğunuzda ise Sisu’dan aldığınız cesaretle ve kararlılıkla hedefinize yönelik bir şekilde harekete geçmeniz öneriliyor. |
 |
 |