9 min

Sürdürülebilirlik Bülteni

Sürdürülebilirlik bültenimizin temmuz sayısından herkese merhaba! Geçtiğimiz sayımızda havaların pek de alışık olduğumuz gibi ilerlemediğinden, yaz mevsiminin alışılagelmiş sıcaklarını henüz yaşamadığımızdan söz etmiştik. Ancak iklim değişikliği, aslında tam da bu anlama geliyor.

Bir ay öncesinde kendi kendimize “Havalar neden ısınmıyor?” diye sorarken, yalnızca bir ay sonra insanlık tarihinin en sıcak günü ile karşı karşıya kalıyoruz. Gezegenimizde yaşanan bu tarihi olayın detaylarına haberler bölümünde değineceğiz ancak öncelikle temmuz ayının, yani sürdürülebilirlik adına en önemli zaman dilimlerinden birinin anlamını vurgulayalım.

Temmuz ayları, 2011 yılından beri “Plastiksiz Temmuz” hareketiyle anılıyor. Yani dünyanın dört bir yanından milyonlarca insan, en azından bu ayda plastik tüketimini minimize etmeye çalışıyor. Biz de bu ayki bültenimizi Plastiksiz Temmuz hareketi etrafında şekillendirdik ve bu konuda neler yapabileceğimizi sizlere aktardık. Dilerseniz lafı daha fazla uzatmadan sizin için derlediğimiz haberlere ve bilgilere geçelim…
Mikroplastik: Büyüklüğü 5 mm ila 1 mikron arasında değişen, genellikle petrol türevli maddelerden üretilen, suda çözünmeyen ve çevreye zarar veren küçük plastik parçalarına verilen isim.

Gezegenimiz için en önemli tehditlerin başında gelen iklim krizini ortaya çıkaran nedenlerden biri plastik atıklar. Bu maddelerin neredeyse gözle görülemeyecek kadar küçük olanlarına ise mikroplastik adı veriliyor. Suda çözünemeyen ve dolayısıyla çevreye büyük zararları olan bu maddeler, gezegenimizde öylesine fazla ki daha önceki sayılarımızda bahsettiğimiz Pasifik Çöp Adası’nın önemli bir kısmını mikroplastikler oluşturuyor. Hem deniz hem de kara ekosistemlerinde yaşayan canlılarını hayatını tehdit eden bu minik ama tehlikeli maddeler, ilk kez 2022 yılında insan kanı içerisinde de tespit edilmişti.

Iot Teknolojisine Dayalı Araç Güvenliği ve Yönlendirme Sistemi

Dünya’da iş kazalarını önlemek için yapılan düzenlemelere rağmen bu kazaların sayısı giderek artıyor. Weber Türkiye; düzenli aralıklarla gerçekleştirdiği risk analizlerinde kamyon şoförleri ve forkliftlerin karşılaşma riskinin kritik seviyede olduğunu saptayarak, riski minimize etmek amacı ile 2022’nin Mart ayında İzmir fabrikasında Internet of Things (IoT) Teknolojisine Dayalı Araç Güvenliği ve Yönlendirme Sistemi’ni devreye aldı.

İş Sağlığı ve Güvenliği ilkeleri doğrultusunda etkin bir operasyon akışı sağlamak amacıyla hayata geçirilen IoT Teknolojisine Dayalı Araç Güvenliği ve Yönlendirme Sistemi sayesinde yükleme alanlarındaki riskli karşılaşmaların tamamı güvenli hale getirilip, ilgili operasyon risk skorları düşürüldü.

Sistem nasıl mı çalışıyor? Şoförler fabrika girişlerinde kendilerine verilen “tag” ı kullanıyorlar. Sistem, forkliftler arasındaki sürekli bağlantı sayesinde belirlenen güvenlik mesafesine yaklaşan bir sürücü olduğunda uyarı veriyor. Böylece forklift operatörü olası emniyetsiz hareketler esnasında uyarılıyor ve farkındalığı yükselen kullanıcı güvenli mesafede kalarak iş kazası riski minimize edilmiş oluyor.

Bir yılı aşkın süredir uygulanan IoT Teknolojisine Dayalı Araç Güvenliği ve Yönlendirme Sistemi ile, çarpışma riski minimize edilerek İzmir fabrikasında başarıya ulaşan bu örnek uygulama Weber Türkiye’nin diğer fabrikalarında da hayata geçirildi.

Saint-Gobain Hindistan'da Geniş Ölçekli Yenilenebilir Elektrik Tedarik Anlaşması İmzaladı!

Saint-Gobain, 6 yerel Saint-Gobain sahasına rüzgar-güneş elektriği sağlamak için Macquarie Varlık Yönetimi’nin Yeşil Yatırım Grubu’nun (MAM-GIG) bir portföy şirketi olan Vibrant Enerji ile Hindistan'da bir Güç Satın Alma Anlaşması (PPA) imzaladı. 20 yıllık PPA, 2024'te hizmet vermeye başlayacak ve 2025'te Hindistan'daki yenilenebilir elektrik payını %65'e çıkaracak.

Anlaşma kapsamında Vibrant Enerji, Saint-Gobain'e yılda 189 GWh yenilenebilir elektrik (güneş ve rüzgar) sağlayacak ve böylece Saint-Gobain emisyon düzeyi yılda yaklaşık 120.000 ton azalacak. Fosil yakıtların biyokütle ile değiştirilmesi, atık ısı geri kazanımı ve yeniden kullanımı, döngüsel eylemler gibi geniş kapsamlı çalışmalar sayesinde,
Saint-Gobain, 2030 yılına kadar Hindistan'da %100 yenilenebilir elektriğe ulaşma başarısı sağlamış olacak.

Grup tarafından daha önce Kuzey Amerika, İspanya ve Polonya'da imzalanan anlaşmalara ek olarak bu iş birliği de, Saint Gobain’in 2050 yılı kadar karbon nötr hedefine ulaşma yolundaki adımlarının bir parçasıdır

İnsanlık Tarihinin
En Sıcak Günü:
6 Temmuz 2023

Maine Üniversitesi’ne bağlı İklim Değişikliği Enstitüsü tarafından yapılan araştırmaya göre geride bıraktığımız 6 Temmuz 2023 günü, kayıtlardaki en sıcak gün olarak tarihe geçti. Üstelik bu rekor, yalnızca dört günde üst üste üçüncü kez kırıldı. İlk olarak 3 Temmuz 2023 tarihinde küresel ortalama sıcaklık 17.01 santigrat dereceye ulaşarak tüm zamanların rekorunu kırmıştı. 4 ve 5 Temmuz tarihlerinde ise bu rekor 17,18 santigrat derece ile tekrar yenilendi. Son olarak ise 6 Temmuz tarihinde küresel sıcaklık, 17,23 santigrat dereceye ulaştı.

Bir önceki yıl, aynı tarih için küresel ortalama sıcaklık seviyesi 15,5 santigrat dereceydi. Yalnızca bir yılda yaşanan bu artış bile gezegenimizdeki iklim koşullarının ne denli hızlı bir şekilde dengesizleştiğini ortaya koyuyor.

İsviçre’den Yeşil Enerji Yasası

İklim değişikliğine karşı harekete geçmek için yapmamız gereken en önemli şeylerden birinin enerji kullanım alışkanlıklarımızı değiştirmek olduğunu biliyoruz. Dünyadaki pek çok ülke de bu doğrultuda adımlar atmaya devam ediyor. Umut vadeden gelişmelerin bir yenisi ise son olarak İsviçre’den geldi…

İsviçre Hükümeti tarafından referandumla halk oyuna sunulan ve 2050 yılına kadar ülkede sıfır emisyonu hedefleyen yasa, %59 oyla kabul edildi. Buna göre ülke, hızla yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelecek ve fosil yakıt kullanımını süreç içerisinde tamamen sonlandıracak.

Londra’dan İstanbul’a İklim Yürüyüşü

Kanadalı iş insanı ve çevre aktivisti Craig Cohon, 3 Ocak 2023 tarihinde İngiltere’nin başkenti Londra’dan başlattığı İklim Krizi Yürüyüşü’nü, Dünya Çevre Günü’nde İstanbul’da sonlandırdı. İklim değişikliğine ve karbon giderme çözümlerine dikkat çekmek için bu yürüyüşü gerçekleştirdiğini belirten Cohon, dünyaya şu sözlerle seslendi:

“Herkesin benim gibi 153 gün yürümesi, karbon gidermeye odaklanması ve ömür boyu karbon ayak izini kaldırması gerekmiyor, yalnızca yapabileceğinizi yapın; bu bir fark yaratacaktır.”

Plastiksiz Temmuz kapsamında gezegenimizi fazlasıyla tehdit eden bu materyali biraz daha yakından incelemeye ne dersiniz? Plastiklerin çevreye zararı dendiğinde akla ilk olarak yarattıkları okyanus kirliliği, balıklar ve kuşların habitatlarına verdikleri zarar ve yine bu canlıların besin olarak plastik tüketmesi geliyor olabilir… Ancak ne yazık ki bu maddenin tek zararı bununla sınırlı değil. Üstelik plastiklerin, bizlerin hayatına da çok daha direkt bir şekilde etki eden bir özelliği daha var… Plastikler, aslında bizim de yemek menümüz içerisinde yer alıyor.

Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın 2020 yılında yaptığı bir araştırmaya göre insanlar da çeşitli besinler vasıtasıyla plastik tüketiyor.

• Araştırmaya göre bir insan, yılda ortalama bir itfaiyeci kaskı büyüklüğünde plastik tüketiyor.
• Bu oran yılda yaklaşık 250 gram plastik anlamına geliyor.
• Aynı araştırma, her bir kişinin yalnızca bir haftada bir kredi kartı büyüklüğünde plastik yediğini ortaya koyuyor.
• Ömür boyu plastik tüketim miktarımız ise ortalama 20 kilogram…

Deniz ürünleri, çeşitli sebzeler ve meyveler ve hatta içme suları vasıtasıyla her gün plastik yemeye ve içmeye devam ediyoruz. Doğada dahi çözünemeyen bu maddelerin uzun vadede insan sağlığına nasıl bir etki bırakacağı hakkında henüz net bir araştırma olmasa da çok olumlu senaryoların muhtemel olduğu söylenemez. Dolayısıyla plastik tüketmek istemiyorsak gündelik yaşamımızdaki plastik kullanımını da olabildiğince minimize etmeliyiz.
Bu ayki sayımızda sizlere harika bir diyet tarifi vereceğiz. Üstelik bu diyete başlamak için diyetisyeninize danışmanıza da gerek yok. Ve en güzeli, bu diyet hem sizin sağlığınız hem de gezegenimizin geleceği için son derece faydalı! İşte karşınızda plastik diyeti: Plastbanta!

• Plastik Şişelere Veda Edin: Plastik denince akla ilk gelen ürünlerden birinin plastik pet şişeler olması tesadüf değil. Bu ürünü her gün milyarlarca insan o kadar çok kullanıyor ki… Ortaya çıkardığı plastik atıkların yanında içme sularımıza karışan mikroplastikleri de unutmamak gerekli. Bu nedenle hemen bugün hayatınızdan plastik şişeleri çıkarabilir, yerine cam veya metal mataraları kullanmayı deneyebilirsiniz.

• Sürdürülebilir Bez Çantalar Edinin: Alışverişlerimizdeki plastik poşet kullanımını sınırlandırma konusunda pek çok ülkenin çeşitli uygulamaları var. Ülkemizde de birkaç yıl önce plastik poşetler ücretli hale getirilmişti. Ancak buna rağmen cüzi ücretler nedeniyle plastik poşetlerin kullanımı halen tam anlamıyla sınırlandırılabilmiş değil. Toplumsal bir değişimin ilk adımı ise tabii ki bireysel kararlardan geçiyor. Sürdürülebilir organik kumaşlar kullanılarak üretilen bez çantalar ya da alışveriş fileleleri, yüz binlerce plastik poşet atığının önüne geçmek için harika seçenekler.

• Ev Eşyalarında Plastik Yerine Bambu: Başta mutfak ve banyo olmak üzere ev yaşamının pek çok noktasında hayatımızı kolaylaştıran çeşitli gereçlere ihtiyacımız var. Diş fırçaları, kesme tahtaları, pipetler ve daha sayamayacağımız pek çok ürün… Birazcık düşününce plastik ürünlerin etrafımızı nasıl sardığını fark etmek çok daha kolay. Ancak neyse ki neredeyse tüm bu ürünlerin sürdürülebilir alternatifleri de var. Özellikle bambudan imal edilen ürünler, ev yaşamında tercih edilmesi gereken çevreci seçenekler arasında.

• Cam veya Metal Saklama Kapları: Gezegenimiz ve dolayısıyla bireysel sağlığımız için son derece zararlı olan bu materyali, tükettiğimiz besinlerle ne kadar yakın tutuyoruz öyle değil mi? Mutfak yaşamını kolaylaştıran saklama kaplarınızı artık plastik ürünler yerine cam veya metal ham maddelerle üretilen gereçlerden seçmeye ne dersiniz?

• Her Zaman Sürdürülebilir Olanı Araştırın: Doğrusunu söylemek gerekirse hayatımızdan çıkarmamız gereken plastik ürünler, saymakla bitmeyecek kadar fazla. Plastik diyetini gerçekleştirmenin yolu ise bu materyale olan bağımlılığımızı hızla kırmaktan geçiyor. Bunu sağlamak için de tek yapmamız gereken plastik içeren bir ürün satın almadan önce bunun sürdürülebilir ham maddelerle üretilen bir alternatifinin olup olmadığını kontrol etmek.
Bu ayki sayımızdan itibaren sizlere Uzak Doğu’dan kuzey ülkelerine kadar uzanan bir perspektifte, dünyanın farklı coğrafyalarından sürdürülebilirlikle paralel ilerleyen yaşam felsefelerini tanıtacağız. Serimizin ilk konuğu ise Lagom felsefesi…

Lagom Felsefesi Nedir?

Lagom felsefesinin nasıl bir yaşam tarzına işaret ettiği hakkında fikir sahibi olmak için bu kelimenin anlamına göz atmak neredeyse yeterli. Lagom ifadesi, İsveççede “ne az, ne çok”, “dengede”, “olması gerektiği kadar” gibi anlamlara geliyor.

Kelimenin kökeni ise aslında Vikingler’e kadar uzanıyor. “Laget om” ifadesinden türeyen “Lagom”, Viking dilinde “tek seferde içilebilecek yudum” anlamına geliyor. Adeta sadeliğin ana vatanı olarak nitelendirilebilecek İskandinavya’dan bizlere uzanan ve böyle bir kelimeyle tanımlanan bir hayat felsefesinden söz ettiğimizde, nasıl bir yaşam tarzına işaret ettiğimizi az çok tahmin edebilirsiniz.

Lagom Felsefesi Neyi Amaçlar?

Lagom felsefesi, aslında minimalizm ile paralellik göstermesine rağmen bu akımın işaret ettiği “az olanın iyiliği” yaklaşımını kısmen reddederek ideal olanın dengede olduğunu öne sürüyor. Yani çoktan uzak dururken az ile kendimizi sınırlamak yerine tam olarak ihtiyacımız olan kadara odaklanmamız gerektiğini savunuyor. Aslında bu yaklaşım, modern yaşamın neredeyse hepimizi sürüklediği sınırsız tüketime dayalı bir hayat tarzından kurtulmak için daha yumuşak bir geçiş alternatifi de oluşturuyor.

Lagom Felsefesinin İlkeleri

Dekorasyonda, mimaride ve tasarımda… İsveçliler “dengede yaşam” üzerine kurulu bu felsefeyi pek çok alanda kullanıyor. İsveç’in dünyanın en mutlu ülkeleri sıralamalarında her daim kendisine en üst basamaklarda yer bulduğu düşünüldüğünde bu hayat felsefesine biraz daha yakından bakmakta fayda var.

İrlandalı yazar Linnea Dunne, 2016 yılında yayımlanan Lagom: İsveçlilerin Dengede Yaşama Sanatı isimli kitabında bu hayat felsefesiyle ilgili birkaç önemli ilkeden bahsetmiş:

• Ne olursa olsun sevdiklerinizle vakit geçirmeyi ihmal etmeyin.

• Yaşama dair hedeflerinizi bir liste ile takip edin. Ancak listenize gerçekçi olmayan maddeler eklemekten kaçının.

• Satın aldığınız her üründe sadelik ve kullanışlılık ilkelerini önemseyin. Ancak gerçekten ihtiyaç duymadığınız ürünlere yönelmeyin.

• Maddi durumunuz elverse dahi lüks tüketimden uzak durun. Ekstra masraflarınızı kendinize yatırım olarak değerlendirin ve eğitime odaklanın.

• Dijital dünyada (sosyal medya vb.) size iyi gelmeyen platformları takip etmeyin. Buradaki varlığınızı sınırlandırın ve reel hayattan uzaklaşmayın.

• Sürdürülebilirlik alışkanlıklarını, yaşamınızın her alanında uygulayın. Su tüketimi, atık yönetimi, bilinçli alışveriş gibi konulara odaklanın.